01.05.1984 / Kemal Gür - Şehir Orkestrası Konserlerini Eleştirenler


     1950’li yılların hemen başlarındayız. “İstanbul Konservatuvarı Şehir Orkestrası” düzenli konserlerini, her onbeş günde bir, pazar günleri, şimdi yıkılmış olan “Taksim Belediye Gazinosu”nun büyük salonunda verirdi. Bu gazino binası, konumu, iç ve dış mimari planı ve akustiğiyle döneminin en güzel yapıtlarından biriydi. Aynalı, geniş merdivenleri; büyük balo salonu, büyük lokantası, küçük balo salonu, oldukça büyük bir barı, teras lokantası, yazlık bahçesi, “Boğaz”a bakan büyük pencereleri, “Taksim Parkı”yla çevrili gerçekten görkemli bir bina. Büyük, küçük lokantasında, barında ayrı ayrı, çağın en iyi hafif müzik topluluklarının çaldığı bir yer.

 

     Pazar günleri, saat 11.00’de başlayan bu konserler, o zamanki İstanbul’un nüfusu, ulaşım zorlukları, konserin gün ve saatinin olumsuz etkilerine karşın her zaman tıklım tıklım dolu olur ve hemen her konser çok tatlı bir anı olarak belleklerde kalırdı.


 

     İşte, bu konserlerden birindeyiz. Programda, J. S. Bach’ın “5 numaralı Re Majör Brandenburg Konçertosu” da vardır. Bilindiği gibi, bu baş yapıt flüt, keman, çembalo ve yaylı çalgılar orkestrası için yazılmış, 3 bölümlük bir konçerto. Çembalo, solist olarak çalmadığı zamanlar, bir orkestra çalgısı gibi görev yapmada. Flüt, keman ve çembalo solistleri, orkestradan 3 genç eleman. Çok iyi hazırlanmışlar. Provalar da iyi gitmiş.


 

     Yine bilindiği gibi, “5. Brandenburg Konçertosu”nun ilk bölümünün sonlarına doğru çembalo, solist olarak, yalnız başına kalır. Bir çeşit kadans sayılabilecek -kadans, ama düzenli ölçüler içinde- uzun bir bölümcük çalar. Bu sırada diğer iki solist ve orkestra susarlar. Kadansın sonunda solistler ve orkestra kısa bir tutti bölümüne katılırlar. Böylece 1. bölüm biter.


 

     Konser, şimdi anımsamadığım bir yapıtla açılır. Sonra “5. Brandenburg Konçertosu” başlar. Solistler ve orkestra övünülecek kadar iyi çalmaktadırlar. Derken, 1. bölümün ortalarına doğru -çembalonun kadansı başlamadan önce- salondan, salonun değişik köşelerinden özellikle piyanissimo pasajlarda belirginleşen “Tuna Dalgaları Valsi”nin melodileri hafif hafif işitilmeğe başlar. Önce dinleyiciler tedirgin olurlar, etraflarına bakarlar. Sonra solistler, bir taraftan partilerini çalarlar, bir taraftan da şefe ve etrafa… Şef de onlara ve etrafa… Soru dolu gözlerle bakarlar. “Tuna Dalgaları Valsi”, “Hafifden Gelen Bir Seda” gibi devam etmektedir. Çembalonun uzunca kadans bölümcüğü gelir. Solistler ve orkestra kadansın başarıyla çalınışını dinlerler. Bu sırada “Tuna Dalgaları Valsi” de kesilmiştir. Solistler ve orkestra, kadansın bitiminde, birlikte son ölçüleri çalarlar. Birinci bölüm biter. 2. ve 3. bölümler de başarıyla çalınır. Büyük bir alkış kopar. Solistler birkaç kez sahneye çıkarlar. Ara olur. Başta şef olmak üzere herkes, bu, müziç “Tuna Dalgaları Valsi”nin nereden geldiğini araştırırlar. Gazinonun yetkilileri özür dileyerek durumu açıklarlar. Konserin başlamasından kısa bir süre sonra, gece barda çalacak olan hafif müzik topluluğu, barda prova yapmağa başlamıştır. Programlarında “Tuna Dalgaları Valsi” de vardır. Aksilik ve dikkatsizlik. Topluluğun prova yaptığı yerdeki mikrofonlar açıktır ve bunların büyük salondaki hoparlörle bağlantısı kesilmemiştir.


 

     Buraya kadar geçen olaylar, dünyanın her yerinde rastlanabilecek olaylardır. Ama, birkaç gün sonra, ülkemizin en ağırbaşlı gazetelerinden birinde, öteden beri müzik eleştirmenliği yapan bir kişinin konserle ilgili yazısı çıkar. Yazının, “Brandenburg Konçertosu”na ait bölümleri aşağı yukarı şöyledir:


 

     “… Konser programında yer alan J. S. Bach’ın ‘5 numaralı Re Majör Brandenburg Konçertosu’na solistler ve orkestra çok iyi hazırlanmış. Birinci bölümün ortalarına kadar solistler ve orkestra çok başarılıydılar, ancak bu bölümün ortalarına doğru, nereden geldiği belli olmayan bir hafif müzik parçası dinleyicileri, solistleri, şefi ve orkestrayı çok rahatsız etti. O kadar ki, bir ara solistler ve orkestra çembalo’dan koptular. Uzun bir süre çembalo yalnız çaldı. Neyse, bölümün sonunda, orkestra ve solistler buluştular. İkinci ve üçüncü bölümleri - bir sürü övgü tümceleri- …”


 

     Sevgili okurlar, bir otuz yıl daha sağlık içinde yaşayabilir ve bu günlere uzanan anılarımı yazabilirsem, yukarıdakine benzer, gerçekte olmuş öykücükler bakımından hiç sıkıntı çekmeyeceğim kanısındayım.


     ____________________________________

     Aylık olarak yayınlanan “Orkestra Dergisi”nin 13. Yıl, 129. Sayı ile Mayıs 1984 tarihinde basılan sayısının 48-50. sayfalarından alınmıştır.




Son Güncelleme:02.08.2021 22.17
Toplam Ziyaret:4549632
Online Ziyaretçi Sayısı:16
Bugünlük Ziyaret :229

Bu Site En İyi Firefox,Chrome,Safari'de ve 1024x768 Çözünürlüğünde Görünür.