Li

Liasion:

(Fr.) Bağ. Bağlantı. Birleşme. Bitişme. Ulama.

Liberazione:

(İt.) Özgürleştirerek, serbest bırakarak. Serbest kalma, serbest bırakılma. Bkz. Rilascio, Rilasciante.

Libitum (ad libitum):

Seçme. İsteğe bağlı olarak.

Libretto:

Libretto, güfte, cönk. Vokal bir eserin sözleri, ses için yazılmış bir yaratının metni.

Liebeslied:

(Alm.) Aşk şarkısı. Trubadur aşk şarkısı. Aşk şarkıları. Bkz. Lied, lieder.

Lied:

(Alm.) Şarkı. Bir şiirin bağdanmasıyla ortaya çıkan yaratı. Bu eserlerde insan sesine (seslerine) genellikle piyano eşlik eder. Bkz. Lieder. Liebeslied.

Lied ohne worte:

(Alm.) Sözsüz şarkı. Sözsüz romans, sözsüz lied (lid).

Lieder:

(Alm.) "Lied"in çoğuludur. Şarkılar. Bkz. Lied. Liebeslied.

Lieto:

(İt.) Şen, güler yüzlü. Mutlu, neşeli. Memnun, eğlenmiş. Mest olmuş, hoşça vakit geçirmiş.

\ Lifshitz, Sébastien:

Fransız senarist ve film yönetmeni. 21 Ocak 1968 tarihinde Paris’de dünyaya geldi. “Ecole du Louvre”da öğrenci olduktan sonra “Paris Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü”nü bitirdi. “La Fémis” isimli görüntü ve ses üzerine yoğunlaşmış eğitim veren okulda öğretmenlik yapmaktadır. Yahudi kökenli bir gay olarak tanınmaktadır. Lifshitz’in tüm çalışmaları gay konuları ile ilgilidir. 2004 yılında yaptığı “Vahşi Taraf” filmi, anıları ileri ve geri sarma yöntemiyle bir transseksüel fahişeye ait birkaç anlatı içermektedir. Sanatçı, LGBT konularını içeren bu filmiyle “Teddy Ödülleri”ni iki kez kazandı. Söz konusu film, bağımsız bir komite tarafından “Berlin Uluslararası Film Festivali”nde yılın en iyi filmleri arasında gösterildi. 2004 yılında “Vahşi Taraf” filmi en iyi uzun metrajlı film ödülünü aldı, ayrıca 2013 yılında transseksüel Fransız şov yıldızı Marie-Pierre Pruvot’a ilişkin çektiği film “Bambi” en iyi belgesel film seçildi. 20 Mayıs 2014’te “Rizzoli Uluslararası Yayıncılık” şirketi, Lifshitz’in 20. yüzyılın başlarına ait eşcinsel temalı fotoğraflardan oluşan bir koleksiyon olan “The Invisibles: Vintage Portraits of Love and Pride - Görünmezler: Aşk ve Gururun Nostaljik Portreleri”ni yayınladı.

Ligadura:

(İsp.) Bağ.

Ligato:

(İt.) Bağ, bağlı. Bkz. Legato.

\ Lindblad, Adolf Fredrik:

İsveçli romantik dönem bağdarı. 1 Şubat 1801 tarihinde Skanninge’de dünyaya geldi. Babası belli değidir. Yaşamının ilk yıllarını annesi ve üvey babası ile Östergötland eyaletinde geçirdi. Küğ eğitimi almaya oldukça küçük yaşlarda başladı, ilk olarak piyano ve flüt dersleri aldı. 1816 yılında, onbeş yaşında iken yazdığı flüt konçertosu Norrköping kentinde çalındı. Bu eserle bağdar olarak ilk başarısını elde ettiyse de üvey babası ticaret yapmayı öğrenmesi için O’nu onyedi yaşında iken Hamburg’a gönderdi. Lindblad bu zorlamaya yalnızca bir yıl katlandı. İsveç’e geri döndükten bir yıl sonra, 1823 yılında “Uppsala Üniversitesi Küğ Okulu”na kaydını yaptırdı. Bu kentte Johann Christian Friedrich Haeffner ile uyum bilgisi ve bağdama teknikleri çalıştı. Bu yolda kendisini özellikle Malla Silfverstolpe cesaretlendirdi. Lindblad elde ettiği bu özgüvenle Berlin’e gitti ve Carl Friedrich Zelter’den eğitim aldı. Berlin’de iken 1826 yılında sanatçı 12 halk şarkısı düzenlemesini içeren “Der Nordensaal”ı yayınladı. Bu kentte, henüz onyedi yaşında olan Felix Bartholdy Mendelssohn ile tanıştı ve birlikte çalıştı. Lindblad 1827 yılında İsveç’e döndükten sonra bu ikili bağlantıyı kesmedi ve birbirleri ile mektuplaşma yoluyla fikir alışverişini sürdürdü. Ülkesine döndüğünde küğ sanatında derinleşmek ve ilerlemek için kararını verdi. Sanatçı bir piyano okulu açtı ve 1861 yılına dek burayı çalıştırdı ve aynı zamanda İsveç Kraliyet ailesinin küğ eğitmeni olmak için kontrat imzaladı. Veliaht prens Oscar I’in ve kralın çocukları olan Prens Gustavus ve Prenses Eugenie’nin öğretmenliğini yaptı. Bu konumundan ötürü yeterli miktarda para kazanabilmiş olması sanatçının kendisini bağdamaya tamamen adayabilmesini sağladı. İkiyüzden fazla İsveç şarkısı ya da lied’i bağdadı, bu sayede kendisine “İsveçli Schubert” ve “İsveç Şarkılarının Babası” gibi isimler yakıştırıldı. Lindblad Uppsala’daki ilk yılını tamamladıktan sonra ilk yayınını gerçekleştirdi. Bu yayın kendisine ve öğretmeni Erik Gustaf Geijer’e ait bir dizi şarkı bağdasını içeren bir kolleksiyondu. Bu şarkılar gerçek halk ezgilerini kaynak olarak kullanmayan, ancak İsveç ruhu taşıyan yaratılar olarak tarihe geçti. Kaleme aldığı İsveç şarkılarının başarısı kısmen yıldız öğrencisi, “İsveç Bülbülü” olarak da bilinen ünlü soprano Jenny Lind’in yardımından kaynaklandı. Jenny Lind, bağdarın vokal bağdalarına sık sık yardımcı oldu ve bunları düzenli olarak salonlarda ve dinletilerinin bis parçası olarak seslendirdi. Lindblad’ın Jenny Lind ile yaptığı bu işbirliği çok sayıda başarıyı da beraberinde getirdi. Örneğin Lindblad, Jenny Lind’i Paris’te ırlama çalışmaları yaparken pek tanınmış opera bağdarı Giacomo Meyerbeer ile tanıştırdı ve bu tanışıklık Lind’in Almanya ve İngiltere’deki popülaritesinin hızla yükselmesine yol açtı. Lindblad bununla da yetinmedi ve Lind’i ayrıca Mendelssohn ile tanıştırdı. Lindblad ile Lind’in ilişkileri giderek daha romantikleşti ve birbirlerine çok düşkün bir çift haline geldiler. Bunu fark eden Lindblad’ın eşi Sophie (Per Ulrik Stenhammar’ın kız kardeşi) bağdara ayrılmayı teklif etti. Böylece bu ikili bir evlilik yapabilecekti. Ancak Adolf Fredrik bu ayrılma teklifini reddetti. Aralarındaki romantik ilişki böylece sona erdi. Yazdığı ır parçaları ile tanınsa da Lindblad büyük çaplı yaratılar da kaleme aldı. 1831 yılında “Büyük Do’dan 1. Sinfoni”sini tamamladı. Bu eserin birinci bölümü aynı yıl “Riddarhuset - The House of Nobility” (Asiller Evi)’nde seslendirildi. Sinfoninin tümü 25 Mart 1832 tarihinde çalındı. Ancak, sinfoni yeterli övgüyü alamamıştı. Nihayet 1839 tarihinde Mendelssohn yönetimindeki “Leipzig Gewandhaus Orkestrası “ bu eseri çaldığında sinfoninin yapısal formunun ne kadar güçlü olduğu ve yaratıcılıkta aşama kaydettiği anlaşıldı. Robert Schumann “Neue Zeitschrift für Musik - Yeni Küğ Dergisi”nde Lindblad’ın eseri için çok olumlu bir kritik yazdı. Bu olumlu geri dönüşler sanatçıyı 2. Sinfonisini yazmak için cesaret verdi. Ayrıca iki yaylı çalgılar beşili, üç keman sontı, yedi yaylı çalgılar dördülü ve “Frondörerna - Asiler” isimli bir opera bağdadı. Bağdar İsveç küğünü dünya çapında kabul gören bir konuma getirmek için çok çaba harcadı ve bu amacına kısmen ulaştı. Yaşamının sonlarına doğru büyük yaratılar ortaya koymak için çaba harcamaktan vazgeçti ve zamanının çoğunu arkadaşı ve dostu olan küğcüler için çağdaş İsveç küğü tarzında parçalar yazmakla geçirmeye başladı. 77 yaşında iken 23 Ağustos 1878 tarihinde Linköping’de sonsuzluğa göç etti. Bkz.: Haeffner, Johann Christian Friedrich; Silfverstolpe, Malla; Zelter, Carl Friedrich; Mendelssohn, Felix Bartholdy; Geijer, Erik Gustaf; Lind, Jenny; Meyerbeer, Giacomo; Lindblad, Sophie; Riddarhuset; Leipzig Gewandhaus Orchester; Schumann, Robert; Neue Zeitschrift für Musik.

\ Lindmark, Susanna:

“Arctic Light”ın yönetkeni ve kurucusu olan ses pedagogu ve koro yönetkeni Susanna Lindmark, “Arctic Light” ve çocuk koroları için yaratılar bağdamakta ve düzenlemeler yapmaktadır. Çocuk korosu, ses ve şarkı söyleme teknikleri  yöntemlerinde uzmanlaşmış olan Lindmark, bu alanlarda uluslararası eğitmenlik yapmaktadır. 2005-2010 yılları arasında “İsveç Çocuk ve Gençlik Koroları Derneği” (Ungikör) yönetim kurulu üyesi olan Lindmark, “Norrbottensmusiken, Bölgesel Müzik Enstitüsü Çocuk ve Gençler için Gelişim Projeleri” yöneticisidir.

\ Lintu, Hannu:

“Finlandiya Radyo Sinfoni Orkestrası”nın birinci yönetkenidir. 13 Ekim 1967 tarihinde Finlandiya’nın Rauma kentinde dünyaya geldi. “Turku Konservatuvarı” ve “Sibelius Akademisi”nde çello ve piyano öğrenimi gördü. Atso Almila ile başladığı yönetkenlik eğitimini Jorma Panula ve Eri Klas ile sürdürdü. Ilya Musin’in yönetkenlik üzerine verdiği ustalık sınıfı derslerine katıldı. 1994 yılında katıldığı “Nordik Yönetkenlik Yarışması”nı kazandı. 1996 yılında “Sibelius Akademisi”nden onur ödülleri alarak mezun oldu. 1998 yılından 2001 yılına dek “Turku Filarmonik Orkestrası”nın birinci yönetkenliği sorumluluğunu üstlendi. 2005 yılında Fin çağdaş küğ topluluğu “Avanti”nin sanatsal yöneticisi oldu. 2009 yılından 2013 yılına dek “Tampere Filarmonik Orkestrası”nın birinci yönetkenliğini yaptı. 2010 yılı Aralık ayında “Finlandiya Radyo Sinfoni Orkestrası” yazılı bir açıklama yayınlayarak orkestranın yönetkenliğini üç dinleti mevsimi boyunca sanatçıya verdiğini bildirdi. 2012-2013 mevsiminde birincil konuk yönetken olarak orkestra ile yeni bir sözleşme imzaladı. 2014 yılı Eylül ayında “Sibelius Akademisi”nde yarı zamanlı olarak yönetkenlik dersleri vermeye başladı. 2016 yılı Nisan ayında “FRSO” Lintu’nun sözleşmesini birincil yönetken olarak 2021 yılı sonuna dek uzattığını açıkladı. 2019 yılı Mayıs ayında “Finlandiya Ulusal Opera ve Balesi” kurumu sanatçının 1 Ocak 2022 tarihinden 30 Haziran 2026 tarihine dek yönetken olarak bu kurumda çalışmak üzere kontrat yaptığını bildirdi. Finlandiya dışında Lintu 2002-2005 yılları arasında “Helsingborg Sinfoni Orkestrası”nın birinci yönetkenliğini ve sanatsal danışmanlığını gerçekleştirdi. Ocak 2009’da İrlanda’da “RTE Ulusal Sinfoni Orkestrası”nı yönetti. Elde ettiği büyük başarıdan dolayı “RTE Ulusal Sinfoni Orkestrası”nın 2010-2011 dinleti döneminde birincil konuk yönetkenliğine getirildi ve bu konumunu 2013 yılı Mayıs ayına dek sürdürdü. 2018 yılında ilk kez yönettiği “Paris Orkestrası”nın yanısıra “Hollanda Radyo Filarmoni Orkestrası”nın da konuğu oldu.  Ayrıca “Şikago Sinfoni Orkestrası”, “Montreal Sinfoni Orkestrası”, “Strasbourg Filarmoni Orkestrası” ile “Tonkünstler Orkestrası”na yönetkenlik yaptı. 2019-2020 dinleti sezonunda “Boston” ve “Detroit” sinfoni orkestralarından davetler aldı. Sanatçının yönettiği diğer orkestralar arasında “Macar Filarmoni Orkestrası”, “Baltimore”, “St. louis” ve “Cincinnati” sinfoni orkestraları ile “Yeni Japon Filarmoni Orkestrası”, “Singapur Sinfoni Orkestrası”, “NDR Elbphilharmonie Orkestrası” bulunmaktadır. Sanatçı, “Savonlinna Festivali”nin de düzenli yönetkenlerindendir. Helsinki’de ikamet eden sanatçı “Claves”, “Dacapo”, “Danacord”, “Hyperion”, “Naxos” ve “Ondine” şirketleri için değirmiler çizitlemiştir. Lintu, Siena’da bulunan “Chigiana Küğ Akademisi”nde Myung-Whun Chung ile ustalık kurslarını birlikte yürütmektedir.

Lir:

Lirin icadının mitolojik bir öyküsü bulunmaktadır. Bu öyküye göre Tanrı Mercurius kaplumbağa kabuğundan lir yapmıştır ve ana karnında küğ öğrendiği söylenmektedir.

Lirica:

(İt.) Lirik. Şiirsel. İçtenlikli. Duygu yüklü yaratı. Lir denilen çalgının eşliğinde okunan şiir ya da şarkı. Bkz. Lirico.

Lirico:

(İsp.) Lirik. Şiirsel. İçtenlikli. Duygu yüklü yaratı. Bkz. Lirica.

Lirik:

Editörlüğünü Ahmet Say’ın yaptığı ve ancak iki sayı yayınlanabilen bir küğsel dergidir.

Lirik:

(Bkz. Lyric [İng.], Lyrique [Fr.], Lyricus [Latince], Lyricos [Yunanca]) Coşku ve ilham dolu anlamına gelir. Duygular coşkun bir dille anlatılır. Genellikle yazın sanatı ve küğde kişisel duyguları dile getiren yaratılar için kullanılan bir sıfattır. Lirik bir sanatsal yaratı genellikle o yaratıyı izleyen kişi ya da kişileri büyük etki altında bırakır, bu anlamda çok etkilidir. Lirik kelimesinin bir başka anlamı ise sözlü yaratılarda “şarkı sözü” karşılığında kullanılmış olmasıdır. Özellikle “rap” küğünde şarkı sözü anlamına gelir. Lirik yaratılarda konu ya da konular bireysel veya toplumsal mutluluklardan duyulan sevincin ifadesi; felaketlerden duyulan üzüntü ve acılar; aşk, ayrılık, özlem, ölüm acısı gibi bireysel duygulardır. Küğlendirilmiş lirik şiirlere iki örnek aşağıda yer almaktadır:
Yeni mektup aldım gül yüzlü yardan
Gözletme yolları gel deyi yazmış
Sivralan Köyü’nden, bizim diyardan
Dağlar mor menevşe gül deyi yazmış.
(Aşık Veysel)
Gönül gurbet ele çıkma
Ya gelinir ya gelinmez
Her dilbere meyil verme
Ya sevilir ya sevilmez.
(Erzurumlu Emrah)
Lirik eserlerde bireysel duygular içten geldiği gibi ortaya konulur. İçli bir dil ve anlatım kullanan bu ürünler esin doludur. Türk edebiyatı ve küğünde aşık (lar) ya da saz şairi(leri) adı verilen halk ozanları şiirlerini sazla söylemişlerdir ve hala da saz eşliğinde söylemektedirler. Lirik şiirler, dünya edebiyatlarında ve küğlerinde en çok işlenen ve sevilen şiir türüdür. Türk edebiyat ve şiirinde de halk aşıklarının veya halk şairlerinin söyledikleri şiirlerin veya okudukları sözlü küğsel ürünlerin pek çoğu liriktir. Batı’da “Rönesans” dönemi ozanlarının (Petrarca, Ronsard gibi...) ve daha sonra da içe dönük “Romantik” dönem ozanlarının (Lamartine, Hugo, Musset gibi) duygusal ve öznel nitelik taşıyan şiirleri bu türün başarılı örneklerindendir. Lirik şiir ve küğün de Türk sanat yaşamında sıklıkla kullanıldığı bilinmektedir. Divan edebiyatında Fuzuli ve Nedim, halk kültüründe Yunus Emre, din dışı alanda Karacaoğlan ve ileriki yıllarda Yahya Kemal gibi büyük edebiyatçılar ve ozanlar yetişmiştir. Örneğin, Fuzuli’nin “Su Kasidesi” pek tanınmış olup aruz kalıbında “fa'ilatün fa'ilatün fa'ilatün fa'ilün” olarak yazılmıştır. Bu kaside üstün bir lirik söyleyiş ve sanatlı anlatımıyla bir baş yaratıdır. Lirik sanatın ana işlevi insana güzellikleri, incelikleri sunmak ve kişide küğsel yapının ve eğitimin oluşmasını sağlamaktır. Lirik şiir bu nedenle genellikle küğle iç içedir.

Lirik:

Eski Yunan kültüründe “lir” (lyra) eşliğinde söylenen edebi ürünlere ve şiirlere verilen isim. Telli bir saz olan “lir” döneminin en gözde çalgılarından birisiydi. Eski Yunan’daki “lirik” sözcüğü hemen anlaşılacağı üzere bugünkü anlamında kullanılmamaktaydı. Elbette Eski Yunan’da da lirik şiirin özünde duygular bulunmaktadır, ancak dönemin ozanları bunları çalgı eşliğinde ifade etmeyi yeğlemekte ve kendi duygularını yansıtmaktadırlar. Özellikle yalkın lirikte kişinin iç dünyası ön plandadır. Lirik yapıtlar ozanın en içten duygularını dile getiren bir tür olup ilk örnekleri Ege kıyılarında görülür. İlk lirik şiirlerin konuları arasında “hymnos”lar, yani tanrılara övgüler ile mitoloji vardır (Bkz.: Lir, Lyra).

Lirik Türküler:

Bu türkülerde asıl amaç aşk ve sevda, acı ve ayrılık, keder ve sevinç gibi duygu ve heyecanların yoğun bir biçimde anlatılmasıdır. Türkülerimiz içinde sanatsal yönü en ağır basanlar bunlardır. Hayaller, simgeler, çeşitli kavramlar ve manzumlar bu türkülerde sıklıkla karşımıza çıkarlar. “Lirik Türküleri” kendi aralarında birkaç alt gruba ayırabiliriz:
a) Aşk ve sevda konulu türküler,
b) Gurbet, sıla ve mahpushane türküleri,
c) Ağıtlar,
d) Ninniler.
Bunlardan “aşk ve sevda konulu türküler”de duygu ön düzeyde olup içli, saf ve içten bir sevgi anlatımı görülür. Çoğunluğunda saz şairlerinin imzası bulunur. Dikkati çeken bu özelliğiyle “aşk ve sevda konulu türküler” halk şiirimizde sayısal açıdan en büyük oranı oluştururlar. Örneğin:
     Sabah oldu tan yerleri atıyor
     Bütün kuşlar destur almış ötüyor
     Ayşeciğim odasında yatıyor
               Şakı bülbül var uyandır yarimi
              Ben kıyamam sen uyandır yarimi
     Çıkabilsem sarayına köşküne
     Can boyanıh anber ile miskine
     Seni beni yaradanın aşkına
               Şakı bülbül var uyandır yarimi
               Ben kıyamam sen uyandır yarimi

Lirizm:

Duygu ve düşüncelerin coşkun bir tarz ile yansıtıldığı yaratılarda bu tür duyguların içten geldiği gibi coşkuyla, etkili bir şekilde anlatımına “lirizm” denir. Bireysel duygular içten geldiği gibi aktarılır. Esin dolu, içli bir dili bulunan anlamlarındadır. Bu niteliği taşıyan düzyazı ürünlerini de kapsamaktadır. Bkz. Lyrisme.

Liscio:

Kayıcı, kaydırıcı.

Listesso tempo:

Aynı tempoda, aynı hızda.

Litanie:

Uzun bir ardış ile meydana getirilen dua.

Liturgie:

Belli bir kilisenin ibadeti.

\ Livaneli, Zülfü:

Türk özgün küğ sanatçısı, politikacı, yazar ve yönetmen Zülfü Livaneli 20 Haziran 1946 tarihinde Konya’nın Ilgın kazasında doğmuştur. Tam adı Ömer Zülfü Livanelioğlu’dur. Aslen Artvin Yusufelili’dir. “Ankara Maarif Koleji” (TED) mezunudur. Daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’nde “Fairfax Konservatuvarı”nı bitirmiştir. Zülfü Livanelioğlu bağlama çalmayı teyzesi Nazmiye (Türeli) Yücel’in eşi olan eniştesi Turhan Yücel’den Ilgın’da yaşadığı yıllarda ve yaz tatillerinde öğrenmiştir. Zülfü Livaneli küğü ile birçok ulusal ve uluslararası ödül aldı ve yaratıları Joan Baez, Maria Farandouri, Maria del Mar Bonet, Leman Sam gibi onlarca yerli ve yabancı sanatçı tarafından yorumlandı. Kültür, sanat ve politika alanında Türkiye’nin önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, sanat yaşamı boyunca 300’e yakın bağdaya ve 30 film küğüne imzasını attı. Türkiye’den ansızın ayrılarak İsveç’e giden ve sürgün yıllarında bulaşıkçıklık dahil muhtelif işlerde çalışan Livaneli’nin en büyük arzusu Türkiye’de suçlanan kişilerin uğrak yeri haline gelen İsveç’te bulunan ünlü yazar, gazeteci veya şairlerle karşılaşabilmekti. Bugüne kadar üç uzun metrajlı film yönetti: “Yer Demir Gök Bakır”, “Sis” ve “Şahmaran”. “Valencia Film Festivali”nde “Altın Palmiye” ve 1989’da “Montpelier Film Festivali”nde “Altın Antigone” ödülüne layık görüldü. “Sis”, “En iyi Avrupa Film Ödülü”ne aday gösterildi. Sanatçının filmleri Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, İsviçre, ve Japonya’da gösterime girdi ve BBC, WDR, İspanya, Kanada ve Japon televizyonları gibi birçok televizyon şirketine satıldı. Ekim 1986’da Cengiz Aytmatov’un daveti üzerine Federico Major, Yaşar Kemal, Arthur Miller ve diğer ünlü sanatçı ve düşünürlerin katıldığı Kırgızistan ve daha sonra Wengen, Granada ve Mexico City’de toplanan “Issyk-Kul Forumu”nda yer aldı. Livaneli; Elia Kazan, Jack Lang, Vanessa Redgrave, Arthur Miller, Mikhail Gorbaçov gibi ünlü kişilerle birlikte dünya kültürünün ilerlemesi ve dünya sanatlarının gelişmesine katkıda bulunmak üzere çalışmalarda bulundu. 1996 yılında merkezi Paris’te bulunan “Unesco” (Birleşmiş Milletler Eğitim Kültür Bilim Kurulu) tarafından büyükelçilik verilen sanatçı Livaneli, 1978 yılında yaptığı “Nazım Türküsü” adlı albümde Nazım Hikmet’in şiirlerinden bestelediği şarkıları bir araya getirdi. “Arafatta Bir Çocuk”, “Geçmişten Geleceğe Türküler”, “Sis”, “Orta Zekalılar Cenneti”, “Diktatör ile Palyaço”, “Sosyalizm Öldü mü”, “Engereğin Gözündeki Kamaşma”, “Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm”, “Mutluluk” ve “Leyla’nın Evi” kitaplarının yazarı olan Livaneli halen “Vatan Gazetesi”nde köşe yazarlığına devam etmektedir. Sanatçı uluslararası kültür çevrelerinde tanınmakta ve saygı görmektedir. Zülfü Livaneli’nin kızı Aylin Livaneli eğitimi ve yaptığı pek çok işten sonra küğ ile ilgilenmiş, 5 albüme imza atmıştır. Küğe ara veren Aylin Livaneli şu an yurt dışında ekonomi üzerine eğitim almaktadır. Yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır. Zülfü Livaneli’nin 19 Mayıs 1997 tarihinde “Ankara Hipodrom Meydanı”nda verdiği dinletiye yaklaşık 500.000 kişi katılmıştır.

Lively:

(İng.) Canlı, hareketli. Hayat dolu, neşeli. Parlak ve enerjik. Heyecanlı, heyecanlandırıcı. Hararetli ve diri. Kıvrak. Oynak. Yaşam dolu bir renkle. Şuh ve şakrak bir edayla çalınması istenen parçalarda kullanılan bir terimdir. Fıkırdak ve kıpırdak.

Lizenza:

Serbestçe.




Son Güncelleme:29.07.2021 12.24
Toplam Ziyaret:3350685
Online Ziyaretçi Sayısı:28
Bugünlük Ziyaret :379

Bu Site En İyi Firefox,Chrome,Safari'de ve 1024x768 Çözünürlüğünde Görünür.