Ça

\ Çağatay, Seher:

1968 yılında Ankara’da doğdu. 1986 yılında “Hacettepe Üniversitesi Sağlık Koleji”nden mezun oldu. Küğ çalışmalarına ortaokul ve kolej yıllarında amatör derneklerde başladı. 1985 yılında açılan bir sınavla “Ankara Radyosu Halk Müziği Gençlik Korosu”na girdi. Mehmet Özbek, Mustafa Özgül, Hikmet Taşan, Saadettin Gürhan, Tuğrul Şan, Coşkun Güla, Bircan Pullukçuoğlu gibi öğreticilerden nota, remileme, halk musikisi bilgileri ve dağar dersleri aldı. Vakıf Kerimof, Hülya Sezen ve Aziz Çağatay ile de ses eğitimi çalıştı. 1986 yılında açılan sınavla “Kültür Bakanlığı Devlet Türk Halk Müziği Korosu”na ses sanatçısı olarak girdi. 1992 yılında “İpekyolu Türk Müziği Topluluğu”nun bir üyesi olarak başta Orta Asya Türk Cumhuriyetleri olmak üzere Türkçe konuşulan tüm coğrafyalardaki küğ türleriyle tanıştı. Bu küğlerin araştırma ve yorumuna katkıda bulundu. Yurtiçinde ve Irak, Avusturya, Almanya, Hollanda, İsveç, Tuva, Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan, Kırım ve Bosna’da başarılı dinletiler verdi. Özel ve devlet televizyonlarında gerçekleştirilen izlencelere katıldı. Şubat 2000 tarihinden itibaren geçici görevle “Kültür Bakanlığı Ankara Devlet Türk Dünyası Müziği Topluluğu''nda ses sanatçısı olarak görev yapmaktadır.

\ Çağlar, Deniz:

1979'da Ankara'da doğdu. Viyola öğrenimine 1989 yılında "Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Müzik Hazırlık Okulu"nda Feza Tüzer Gökmen ile başladı. Bilkent'te toplam onbir sene tam burslu olarak sürdürdüğü öğrenimi süresince Ayhan Erman ve Sumru Güner ile oda müziği çalıştı. Lisans öğrenimini 2001 yılında Cavit Cafer'in öğrencisi olarak tamamladı. 2000 yılı yazında yine burslu olarak Amerika Birleşik Devletleri'nin New York Eyaleti'ndeki "Meadowmount School of Music" adlı yedi haftalık yaz kursuna Igor Fedotov'un öğrencisi olarak katıldı. 2001'de "Western Michigan Üniversitesi"nde kazandığı asistanlık bursuyla yüksek lisans öğrenimine başladı ve burada da çalışmalarını Igor Fedotov ile sürdürdü. 2001–2004 yılları arasında yalkıcı olarak verdiği resitallerin yanısıra "Bernardel Yaylı Çalgılar Dördülü" üyesi olarak da üniversite içi ve dışında çeşitli resitallerde yer aldı. "Battle Creek", "South West Michigan", "West Shore Michigan" ve "Kalamazoo" sinfoni orkestralarında kimilerinde destekleyici ve kimilerinde de kadrolu eleman olarak çalıştı. Aynı yıllarda Michael Kugel'le viyola, "Bruce Uchimura", "Cavani Yaylı Çalgı Dördülü" ve "Leipzig Yaylı Çalgılar Dördülü" üyeleriyle de oda müziği atölye etkinliklerine de katıldı. "Bursa Devlet Senfoni Orkestrası"nda sözleşmeli eleman olarak çalıştı. Sanatçı halen "Ensemble Feverish" üyesi olarak dinleti etkinliklerini sürdürmekte olup bir müddet "Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Devlet Konservatuvarı" viyola öğretmenliği yapmış, daha sonra ''Adnan Menderes Üniversitesi Nazilli Devlet Konservatuvarı'' viyola öğretmenliğine atanmıştır.

\ Çağlar, Murat:

1969 yılında Kayseri’nin Tomarza ilçesinde doğdu. İlk ve orta dereceli okulları Ankara’da okudu. Lise yıllarında karikatürle ilgilendi. Çizdiği karikatürler çeşitli dergi ve gazetelerde, ayrıca karma sergilerde yer aldı. “Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü”nden mezun oldu. Üniversite öğrenimi sıralarında dramatik metinler yazmaya başladı. “TRT Kurumu”nun çeşitli birimlerinde metin yazarı olarak çalıştı. Yazdığı radyo ve televizyon dramaları yine “TRT”nin çeşitli birimlerinde kayda alındı, yayınlandı. 1996 yılında “Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Sahne Sanatları Bölümü Tiyatro Anasanat Dalı” kurucu öğretim elemanları arasında yer aldı. 1997 yılında “Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sahne Sanatları Bölümü”nde yüksek lisans öğrenimine başladı; 2000 yılında “1960 Sonrası Türk Tiyatrosu’nda Tutsaklık” başlıklı teziyle sanatta yüksek lisans derecesi aldı. “Adana Tiyatro Derneği” kurucularından olup derneğin ilk yönetim kurulunda görev yapmıştır. 1986 yılında başladığı dramatik metinler yazma uğraşını kısa aralar vererek de olsa sürdürmüştür. Yazdığı tiyatro oyunları çeşitli topluluklarca sahnelenmiştir. Halen “Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı” doktora öğrencisi ve “Devlet Konservatuvarı Sahne Sanatları Bölümü Tiyatro Anasanat Dalı” öğretim elemanıdır. Evli ve bir çocuk babasıdır.

\ Çakmakçıoğlu, Işın:

Almanya’da doğan Işın Çakmakçıoğlu keman derslerine “İstanbul Belediye Konservatuvarı”nda Erdoğan Saydam ile başladı. “İstanbul Erkek Lisesi” ve “İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı”ndan Saim Akçıl’ın sınıfından mezun oldu. Kazandığı devlet bursuyla önce “Viyana Küğ Yüksek Okulu”nda “Alban Berg Dördülü”nün birinci kemancısı Günter Pichler’in, ardından “Londra Kraliyet Küğ Akademisi”nde Maurice Hasson’un öğrencisi oldu. “Amadeus Dördülü”nün üyeleriyle oda küğü de çalışan sanatçı öğrenciliği süresince Anne-Sophie Mutter, Ida Haendel, Valery Klimov, Vladimir Spivakov, Oleg Kagan, Zakar Bron gibi sanatçıların kurslarına katıldı.1989 yılında İstanbul’da düzenlenen “Ulusal Keman Yarışması”nda ikincilik ödülü alan Çakmakçıoğlu 1993 yılından beri “Melbourne Senfoni Orkestrası”nın üyesi olup Avustralya’da çok sayıda yalkın ve oda küğü dinletileri vermiştir. Ayrıca çeşitli CD çalışmaları ve “Avustralya Yayın Kurumu”(ABC) için stüdyo kayıtları bulunmakta olan Çakmakçıoğlu, çağdaş küğle de yakından ilgilenmekte olup özellikle Türk ve Avustralya’lı bağdarların yanısıra, dünyanın çeşitli ülkelerinden yeni yaratılar seslendirmeye devam etmektedir. Sanatçı 2009 yılında “Melbourne Symphony Orchestra Friends” bursuna layık görülmüştür.

Çalgılama:

Bir küğ parçasının ya da yaratısının çeşitli seslerini çalgılara uygun bir şekilde dağıtmak ve bu işlemi yaparak o küğ parçasını ya da yaratısını daha çekici hale getirmek. Bu işlem yapılırken dağıtım yapılacak çalgının teknik olanak ve özellikleri ile rengi göz önünde tutulmalıdır. Bkz. Enstrümantasyon.

Çalgının Yapısı ile Teller Arasındaki İlişki:

Çalgı büyüdükçe tellerinin uzayacağı ve kalınlaşacağı, küçüldükçe tellerinin kısalacağı ve inceleceği doğal bir fizik kuralıdır. Yani çalgı irileştiği oranda tellerinin de aynı oranda irileşmesi ve uzaması, küçüldükçe de bu oran korunarak incelmesi ve kısalması gerektiği açıktır. Telin boyu ve kalınlığı çalgının yapısı ve irilik derecesi ile ilgidir. Kısacası “Bir telin boyu ve kalınlık derecesi, çalgının iriliği ile doğru orantılıdır. Çalgı irileştikçe tellerin boyu uzar ve kalınlığı artar, çalgı küçüldükçe tellerin boyu kısalır ve kalınlığı azalır.” Örnek vermek amacıyla çello ve kontrabas arasında bir kıyaslama gerçekleştirebiliriz. Çello’nun üçüncü teli olan “so” ile kontrabasın birinci teli olan “so” dördüncü çizgi fa açkısına göre dizeğin birinci çizgisinin üzerine yazlır. Aynı yere yazılan bu sesi çıkartmak için kullanacağımız kontrabasın teli, çelloya göre daha uzun ve kalındır. Kontrabasın bu so sesini çıkartmak için kullandığı teli çelloya takarsak bu tel çelloda hayli gevşek kalır, bu durumda çıkacak ses cılız olur ve aynı ses elde edilemez. Bu tel, kontrabasta gerekli gerginliğe ulaştıktan, yani düzen verildikten sonra güzel ve dolgun bir “so” sesi verecektir. O halde anlaşılan odur ki her çalgıya o çalgının boyuna ve yapısına uygun telleri takmamız bir zorunluluktur.

Çalım:

Bkz. Çalımlı Hava. Bravur.

Çalımlı Hava:

Dinleyicilerin yoğun alkışını ve kutlama seslenişlerini hak edecek şekilde düzenlenmiş, teknik zorluklarla dolu, parlak pasajlar içeren küğ parçası, küğsel pasaj ya da pasajlar, parlak gidişli kesitler ya da ezgisel olmakla beraber çetin bir seslendiri gücü gerektiren bölümcükler ya da bölümlere Türkçe’de “çalımlı hava” denilir. Çalınışındaki her türlü zorluğa karşın böylesi bir küğü seslendirebilecek düzeye gelmiş olan yorumcunun başarı ile sunduğu takdirde gurur duymasına yol açabilecek küğsel yapılara haklı olarak bu isim verilir.

Çalışmalık:

Herhangi bir çalgının (ya da sesin) özel bir teknik sorununu irdeleyerek çalıştıran, belirlenmiş olan sorunu halletmeye ya da geliştirmeye yönelik çalışma parçası. Etüd.

Çalpara:

İki ele ikişer tanesi alınarak çalınan ve toplamda dört parça olan, sert ağaçtan yapılma vurma çalgı. Halk arasında “şakrak” da denilen ve vurmalı çalgılardan sayılan bu çalgının parmaklara takılan dört veya iki parça ağaçtan yapılmış olanları da bulunmaktadır. Genellikle abanoz ağacından yapılır. Zil benzeri bu çalgıların 8 ile 10 cm. arasında uzunlukları vardır. Vurulduğunda tok bir ses çıkartırlar. Dize konularak çalınabildikleri gibi elde şaklatılarak da çalınırlar. Bu çalgının ismi farsça kökenlidir ve dört parça anlamına gelen “cihanpare”den üretilmiştir. Araplarca İspanya’ya götürülmüştür. “Kastanyet” bu çalgı örnek alınarak geliştirilmiştir. “Köçekçe” ve “Tavşanca” gruplarında sıklıkla kullanılır. “Çalpara”nın geçmişi uzun yüzyıllara dayanmaktadır. En eski örneklerine “Mezopotamya”da rastlanmıştır. “Alacahöyük”te de bronzdan yapılmış “çalpara”lar bulunmuştur. Bkz. Çar-pare. Şakrak. Cihanpare. Kastanyet.

Çar-pare (Çarpare):

Farsça “dört parça” anlamına gelir. Bkz. Çalpara.

Çardaş:

Bkz. (Mac). Csárdás, Czardas. Ağır bir tempoyla başlayan, ancak giderek hızlanan ve uçarılaşan Macar halk kırını ve bu kırına ilişkin küğe verilen isim. Kırınanların beğenilerine göre yavaş ya da hızlı hareketlerin ayrı ayrı veya bir arada yer aldığı bir kırın türüdür.

Çargah Makamı:

Çargah Makamı

“Geleneksel Türk Sanat Musıkisi”nin en sade makamı olup uluslararası dizgede “Büyük Do Aşıtı” olarak bilinen gidişe pek benzer. Bu nedenden ötürü bazı musıki bilimciler bu diziyi “Türk Musıkisi’nin ‘1’ numaralı basit makamı” olarak da nitelerler. Farsça “çar” ve “gah” hecelerinin birleşmesiyle meydana gelmiş bu kelimeyi kökenine göre inceleyecek olursak Fars dilinde “çar” 4 (dört) ve “gah” ta “yer” anlamına gelmekte olup dördüncü yer karşılığı çıkarılır. Bu makam çargah beşlisinin tiz tarafına bir çargah dörtlüsü eklenerek meydana getirilmiştir. Durağı “kaba çargah” sesi (yani uluslararası dizgeye göre do4) olmaktadır. Güçlüsü ise çargah beşlisi ile çargah dörtlüsünün birleştiği yer olan beşinci derecedir, kısacası bu makamın güçlü sesi “rast” sesi (yani uluslararası dizgeye göre so4) olmaktadır. Bu makamın do4’ten itibaren elde edeceğimiz sekizlisinin sesleri şu şekilde sıralanmaktadır: Kaba Çargah, Yegah, Aşiran, Acem-Aşiran, Rast, Dügah, Buselik ve Çargah. Hiçbir değiştirici işaret almayan bu dizi bu yönüyle de “Büyük Do Aşıtı”nın bir benzeridir. Çargah makamı çıkıcı bir makamdır. Niseb-i şerife (Bkz. Niseb-i Şerife) sayısı 9, yani tamdır. Geleneksel Türk sanat küğünde “Çargah” makamının  bağımsız isim verilen şedleri, (Bkz. Şed) yani göçürümleri (Bkz. Göçürüm) de bulunmaktadır. Bunlar “Acem Aşiran” ve “Mahur” makamlarıdır. Acem Aşiran “fa”, Mahur ise”so” perdelerindeki göçürümler olup birincisi uluslararası dizgedeki “Büyük Fa Aşıtı”na benzemekte, ikincisi ise “Büyük So Aşıtı”nı çağrıştırmaktadır. Çargah makamında yazılmış eski yaratıların bir bölümünün “Saba” geçkili olup “dügah” perdesinde kaldıkları saptanabilir. “Saba” makamının güçlüsü “çargah” perdesi, yani “do” olup bu perdede kalan şekline de “Çargah Makamı” denildiği görülen olgulardandır. “Çargah” makamı en eski makamlardan birisi olup gösterişli bir ihtişam içermektedir. Bu makam neşeli ve güzel bir makam olarak da nitelendirilmektedir. Kendisinden bağımsız iki isim taşıyan (Acem Aşiran ve Mahur) göçürülmüş iki şekli pek sık kullanılmakta ise de “Çargah Makamı” Geleneksel Türk Sanat Musıkisi’nin eski dönemlerinde pek fazla rağbet görmemiş, dolayısıyla oransal olarak daha az kullanılmıştır. Bunun nedeni olarak da İslam dininin peygamberinin “Kuran”ı bu makamdan okuduğu gibi pek gülünç ve aslı olmayan bir söylenti gösterilmektedir. Müslüman toplumların bu gibi rivayetlere kanabilmesi ya da esası olmayan herhangi bir lakırdıya inanabilmesi pek tuhaf görünse de bu toplumların göreceli ilkelliklerinin anlaşılabilmesi için yeterli bir örnekleme gibi durmaktadır. Kısacası bu makam yukarıda anılan nedenden ötürü pek kutsal sayılmış ve özellikle din dışı küğde kullanılmasından uzakta durulmuştur. Bu makam ile din dışı bir küğ bağdayan bağdarın çarpılacağına kanaat getirilmiş ve hatta çarpılanlar için öyküler türetilmiştir. Yine pek tuhaftır ki “Çargah” makamının sanki büyük do’dan bir aşıt gibi ele alınıp kullanılmasına da Türk halk küğünde sıklıkla rastlanılmaktadır. “Çargah” makamının “Saba” ile karıştırılarak kullanılması ise yukarıda anlatılan bu tuhaf inanışla ilgilidir. Bu sayede “Çargah” makamının vücuda getire(bile)ceği uğursuz etkilenmelerden kaçınılması sağlanmaya çalışılmıştır. Çargah makamının aralıkları sırası ile B2 + B2 + k2 + B2 (Çargah Beşlisi) ve B2 + B2 + k2 (Çargah Dörtlüsü) şeklindedir. Bu makam “Çargah” perdesinde, yani do sesinde kalan bağımsız isim taşıyan ve günümüzde de kullanımına devam edilen tek makamdır. Makam dizgesinde 37. sırada yer alan bu dizi ile yazılmış ve saptanabilmiş 133 yaratı bulunmaktadır.

Çarpma:

Çarpmak, bununla ilgili eylem. Çarpma işlemi. Küğ sanatında herhangi bir notadan önce duyurulan ve uyumbilgisi kurallarına göre uyumsuz tınlayan kısa süreli süsleme sesine “çarpma” denilir. Kısa basamaklar (küçük notalar) asıl notalardan yarım veya bir perdeden daha uzakta bulunurlarsa “çarpma” adını alırlar. Bkz. Kısa Basamak, Üst Kısa Basamak, Alt Kısa Basamak, Basamak, Üst Basamak, Alt Basamak, Bir Arada Gelen Kısa Basamaklar ve Basamaklar, İşlemeli Basamak. Aşağıda verilen örneği dikkatle inceleyiniz:

Çarpma Örneği




Son Güncelleme:29.06.2017 18.12
Toplam Ziyaret:1198755
Online Ziyaretçi Sayısı:8
Bugünlük Ziyaret :205

Bu Site En İyi Firefox,Chrome,Safari'de ve 1024x768 Çözünürlüğünde Görünür.