Go

\ Goethe, Solielson:

1973 yılında Brezilya’nın Santo Andre (Sao Paulo) kentinde doğdu. 12 yaşında küğ öğrenmeye kendi çabaları ile başladı. 18 yaşında iken yönetkenliğe odaklanan Solielson Cyro Pereira, Roberto Farias, Roberto Tibirica, Aylton Escobar, Stanley Derush (A.B.D.) ve Luiz Gorelik (Şili) gibi tanınmış isimlerden yönetkenlik, orkestralama ve bağdama gibi alanlarda özel dersler aldı. Ayrıca Brezilya’nın Sao Paulo eyaletinde bulunan “Sao Caetano do Sul Sanat Vakfı”nın “Güzel Sanatlar ve Küğ Bölümü”nde, “Küğ Yüksek Okulu”nda ve “Alcantara Machado Sanatlar Fakültesi”nde eğitim gördü. “Ulusal Fransız Sinfoni Orkestrası”nın küğ direktörü ve yönetkeni Kurt Masur ile de yönetkenlik çalıştı. Sanatçı “Curitiba Kenti Küğ Dairesi” tarafından düzenlenen Brezilya’daki bellibaşlı klasıl küğ festivallerinde, “Brezilya Uluslararası Yaz Küğ Kursları”nın orkestra yönetkenliği çalışmalıklarında görevler aldı ve “Dinsel Küğ Topluluğu”nun ruhani küğler seminerinde Joao Wilson Faustini ve Samuel Kerr gibi yönetkenlerle birlikte korolar yönetti. “Vitae Vakfı”nın desteği ile Solielson Goethe Şili’nin “Concepcion Üniversitesi” tarafından düzenlenen “Uluslararası Yönetkenlik Çalışmalığı”nda görev aldı. Beethoven, Bach, Mozart, Wagner, Heitor Villa-Lobos, Antonio Carlos Gomes, Dvorak, Stravinsky, Tchaikovsky, Liszt, Chopin, Vicent Persichetti, Fernando Morais, Alberto Nepomuceno, Jean Frederic Perrenoud, Handel, Grieg, Haydn, Vivaldi, Astor Piazzola, Samuel Barber, Georges Bizet, Brahms ve Strauss gibi büyük bağdarların yaratıları sanatçının dağarında bulunmaktadır. Korolar, bandolar, orkestralar, sinfonik topluluklar ile üflemeli çalgı grupları gibi farklı küğsel topluluklar ile çalışan Goethe’nin hayli geniş bir çerçevede deneyimi bulunmaktadır. Polonya’daki “Sudecka Filarmoni” ve “Walbrzych”, Meksika’daki “Acapulco Filarmonik Orkestrası”, Rusya’daki “Sinfonik Orkestra”, “St. Petersburg Mussorgsky Opera ve Bale Tiyatrosu” gibi önemli kurumlardan yönetkenlik yapması için davetler alan sanatçı ayrıca Polonya’daki “Zabrze Filarmonisi” ile başarılı bir dinleti vermiş, Brezilyalı bağdar Fernando Morais’in “Brezilya – Epizod Sinfonisi”nin dünyada ilk yorumunu yapmıştır. Yönetkenliğinin yanısıra sanatçı bandolar ve sinfonik orkestralar için yeniden yazım ya da uyarlama yoluyla yeteneğini sergilemektedir. Örneğin “Birinci Brezilya Sinfonik Bandolar için Orkestra Partituru Seçkisi”nde finalistler arasında yer almıştır. Brezilya’nın Sao Paulo kentinde yeni bir profesyonel orkestra olan “Sao Paulo Filarmonik Orkestrası”nın kurucusu ve sanatsal direktörü olan Solielson Goethe 2003 yılından itibaren bu orkestranın yönetkenliğini yapmaktadır.

\ Golden Horn Brass Quintett:

"Golden Horn Bakır Üflemeliler Beşili" korno, trombon, tuba ve iki trompetten  oluşan bir topluluk olup yepyeni bir "tınıyı" dinleyiciye sunmaktadırlar. Dünyada böyle bir grup için çok yaratı bulunduğunu bilen ve "zor, ama güzel" olanın peşinden giden beş ertikten küğcü hem günümüz Türk bağdarlarından yaratı istemekte ve hem de baroktan caza küğ edebiyatındaki önemli yaratıları kendi grupları için tekrar düzenletmektedirler. Amaçları bakır üfleme çalgıların farklı birlikteliklerinin, farklı tını arayışındaki küğe ve öncelikle Türk dinleyicisine yeni bir soluk getirmesidir. Grup 'bakır üflemeli çalgıları' dinletiler aracılığıyla  daha yaygın ve benimsenmiş hale getirmek amacıyla Begüm (Gökmen) Azimzade tarafından kurulmuş ve çalışmalarına 2004 yılının Temmuz ayında başlamıştır. Bu amaç doğrultusunda izlence seçiminde titiz davranan  topluluk barok dönemden günümüze uzanan renkli dağarına ek olarak birçok Türk bağdara da yazın siparişinde bulunmuştur. "Altın Boynuz Bakır Üflemeli Çalgılar Beşili"nin dinletileri ülkemizde daha önceleri denenen, ancak süreklilik taşımayan beşil topluluklarının bir devamı olup daha geniş kitlelerin bakır üflemeli çalgıların ses zenginliğiyle tanışmasında etkilidir. 2007 yılında yine bir ilke imza atarak "eğitim dinletileri" başlığı altında bir dinletiler dizisi başlattılar ve ilköğretim okullarında gerçekleştirdikleri yorumlarıyla bu konuda öncü olmayı hedeflediler. Bugüne kadar vermiş oldukları dinletiler arasında "İtalyan Kültür Merkezi", "Fransız Kültür Merkezi", "Afyon Kültür Merkezi", "Aksanat Kültür Merkezi", "Expo TV", "Mimar Sinan Üniversitesi Oditoryumu", "I. Bodrum Klasik Müzik Festivali", "Bilgi Üniversitesi", "Akatlar Kültür Merkezi", "Esma Sultan Yalısı", "İsmail Tarman İlkögretim Okulu", "Avusturya Kültür Ofisi" ve "Galatasaray Üniversitesi" bulunmaktadır.

Goldmark Keman Konçertosu:

Tanınmış Macar bağdar Karl Goldmark keman konçertosunu 1877 yılında yazmıştır. Çok ender olarak çalınan bu konçertonun Türkiye’de ilk seslendirilişini Cihat Aşkın 18-19 Nisan 2008 tarihlerinde Adana’da gerçekleştirmiştir. Brahms ve Çaykovski’nin konçertolarından bir yıl önce yazılan eser, klasik yapısı ve romantik anlatımıyla keman konçertoları arasında seçkin bir yere sahiptir; ancak Goldmark’ın yaratılarının uzun yıllar boyunca unutulması bu konçertonun da az seslendirilmesine yol açmıştır. Yaratı günümüzde sadece birkaç kemancı tarafından seslendirilmektedir.

\ Gomalan Bakır Üflemeliler Beşili (Gomalan Brass Quintet):

İyi küğ yapma ve başarılı sonuçlar elde etme isteği İtalya’nın farklı kentlerinden gelen bu beş küğcüyü biraraya getirmiştir. Stefano Ammannati, Nilo Carascristi, Gianluca Scipioni, Marco Pierobon ve Marco Braito’dan oluşan topluluk, Avrupa ve dünyadaki en prestijli orkestralarda pek çok yaratıyı ilk kez seslendirmiştir. Bu orkestralar arasında “Chicago Sinfoni Orkestrası”, “Münih Radyosu”, “Frankfurt Opera”, “La Scala Tiyatrosu”, “Santa Cecilia Akademi Orkestrası”, “Maggio Musicale Opera Florence”, “San Carlo Tiyatrosu”, “Regio Tiyatrosu”, “İsviçre Radyo Orkestrası” sayılabilir. Ayrıca günümüzün en iyi yönetkenleri olan  Mehta, Muti, Maazel, Pretre, Sinipoli, Giulini, Chung, De Burgos, Barenboim ile çalışmışlardır. “Gomalan Bakır Üflemeli Çalgılar Beşili”, 1999’da popüler küğü yadsımayan, rönesans döneminden çağdaş küğe kadar uzanan bir dağar amaçlanarak küğcülerin yeteneklerini sergilemek için kurulmuştur. 2001 Kasım ayında, kuruluşundan henüz iki yıl sonra en prestijli uluslararası ödüllerden biri olan ve Almanya’da düzenlenen “City of Passau Uluslararası Bakır Üflemeli Çalgılar Yarışması”nda birincilik ödülünü aldı. Ayrıca topluluk Roger Bobo, David Ohanian, Steven Mead, Dale Clevenger ve Froydis Ree Wekre gibi uluslararası büyük isimlerden olumlu eleştiriler almıştır. Froydis Ree Wekre “Gomalan Brass”ı uluslararası arenada en ilginç ve ilgi çeken grup olarak tanımlamıştır. Topluluk, her yıl İtalya’nın en önemli dinleti salonlarında (“Festival di Stresa”, “Festival i Suoni delle Dolomiti”, “Auditorium Parco della Musica Rome”, “Bolzano”, “Parma”, “Bologna”, “Turin”, “Milan” vs.) dinletiler vermektedir. Ayrıca A.B.D., Kanada, İngiltere, İskoçya, Almanya, Yunanistan ve İsviçre’de çeşitli dinletiler vermişlerdir. Ustalık kursu verdikleri yerler arasında “Tanglewood Institute of Music” (ABD), “Toronto University of Music” (Kanada), “Royal Northern College of Music in Manchester” (İngiltere), “Royal Scottish Academy for Music and Drama in Glasgow” (İskoçya) ve “Musica Riva Festival” (İtalya) örnek verilebilir. İtalyan “Rai Radio Tre”, “Radio Vaticana”, “Radio Canada” ve “Bayerisches Rundfunk” (Almanya) gibi pek çok radyo, bu grubun dinletilerini ve eserlerini yayımlamıştır. Topluluğun, bakır çalgılar dünyasında saygın bir yeri olan “Summit Records”tan çıkan iki ve “Naxos”tan bir albümü vardır. “Gomalan Brass”, “Ensemble Feverish Music Uluslararası Kültür Ajansı” üyesidir.

Gondoliera:

(İt.) Gondol şarkısı. Gondol ile dolaşırken ırlanan parçalara verilen isim. Bkz. Gondollied.

Gondollied:

(Alm.) Gondol şarkısı. Gondol ile dolaşırken ırlanan parçalara verilen isim. Bkz. Gondoliera.

\ Gong-Hee, Lee:

Piyanist Lee Gong-Hee “Sunhwa Sanat Okulu” kurslarını bitirdikten sonra yüksek eğitimini tamamladı ve “Sookmyung Kadınlar Üniversitesi” başkanınca kendisine tahsis edilen bir bursla ve “Sungum” kayıt şirketinin verdiği bir diğer burs olanağıyla Güney Kore’nin Seul kentinde eğitim gördü. Sanatçı daha sonra gittiği Almanya’nın Bremen kentinde bulunan “Sanat Yüksek Okulu”nun piyano bölümünden “En İyi Diploma” ve “Yalkıcı” sıfatlarını elde ederek mezun olmuştur. Sanatçı 2008 yılında Kore’ye döndükten sonra piyano öğretmeni olarak çalışmaya başlamıştır. Lee Gong-Hee halen Sookmyoung Üniversitesi”, “Sejong Üniversitesi”, “Suwon Üniversitesi” ve “Jei Üniversitesi”nde piyano öğretmeni olarak görev yapmaya devam etmekte ve dinletiler vermektedir. Yalkıcı olarak Kore’nin önde gelen orkestralarıyla seslendirmeler yapan sanatçı “Hamburg Sinfoni Orkestrası”, “Bremerhaven Ulusal Orkestrası”, “Siheung Kent Orkestrası”, “Jeonju Kent Filarmonik Orkestrası” eşliğinde çalmıştır. Almanya, İtalya, Hollanda ve diğer Avrupa ülkelerinden yalkıcı ve dinleti piyanisti olarak çalması için davetler almıştır. Etkili çalış stili ile derin izler bırakan Gong-Hee çok sayıda farklı grup bileşimleri ile dinletiler vermiş, oda küğü etkinliklerine katılmış ve Bach, Chopin, Debussy, Max Reger konserleri ile hem Kore’de ve hem de Almanya “Bayreuth Rococo Hall”da yer almıştır. Sanatçı kendi ülkesinde ve yurt dışında olağanüstü etkin performanslar sergilemektedir. 2011 yılında “Uluslararası Rosario Marciano Piyano Yarışması”nda “Büyük Ödül” kazanmış ve İtalya’da yapılan “IBLA Uluslararası Piyano Yarışması Seçkin Küğcüler” seçmelerinde üçüncü olmuştur. Ayrıca “Kore & Almanya Brahms Derneği Yarışması”nda ikincilik ödülünü kazanmıştır.

\ Googoosh:

İranlı pop ırlayıcısı ve film yıldızı Googoosh, 1960 ve 70’li yıllarda İran ve Ortadoğu’nun en ünlü sanatçılardan biri olarak tanınıyordu. Bugün ileri yaşlarında olan Azeri kökenli sanatçı ilk kez sahneye çıktığında üç yaşındaydı, dokuz yaşında ise ilk filminde oynadı. Irladığı şarkılarla yıllarca tüm İran’ı peşinden sürükledi. Ülkeye mini eteği getiren kadın olarak tanındı; saç modelleri ve giyim tarzıyla İran gençliğinin en önemli ikonlarından biri oldu.Filmlerinden çok küğüyle dünya çapında üne kavuştu. 1971’de “Cannes Film Festivali”nde bir ödül bile aldı. İran Devrimi patlak verdiğinde yurt dışında olmasına rağmen ülkesine döndü. Ancak rejim tarafından pasaportuna el konuldu ve evli olmadığı sevgilisiyle birlikte yaşadığı için üç ay hapis cezasına çarptırıldı. Serbest kaldıktan sonra ülkesindeki kadın ırlayıcılara getirilen yasaklar yüzünden uzun yıllar sahneden uzak kaldı. Yine de tüm yasaklara ve baskılara rağmen ülkesini terk etmedi. Dört kez evlenen ve bir çocuğu olan Googoosh, uzun bir depresyon dönemine girdi ve sakin bir yaşam sürdü. 1990’larda ilk kez şarkı söylemesini sağlayan kocası İranlı yönetmen Mesut Kimiaeai ile evlendi. 2000’de ise hayatını değiştiren bir film teklifi aldı. Googoosh, İran dışında çekilecek olan film için hükümete kocasının aracılığıyla pasaport başvurusunda bulundu. Sanatçı, yurt dışında film çekimlerinin yanısıra dinleti dolaşısına çıkacak ve bir de albüm çıkaracaktı. Başvurusu kabul edildi ve Googoosh 2000’de dünya dolaşısına çıktı, yirmi yıldan sonra yeni albüm çıkardı ve bir de film çekti. Ancak şimdiye kadar bu film hiçbir yerde gösterilmedi. İran’dan kaçarak ABD’nin Los Angeles kentinde onaltı milyon dolar değerinde bir evde yaşamaya başlayan ırlağan bir daha ülkesine dönmedi. Yaşamını konu alan “Googoosh: İran’ın Kızı” isimli biyografi 2000 yılında yayınlandı. Bir gün ülkesine geri dönmek istediğini söyleyen Googoosh erkeklerin önünde ırlamak, makyaj yapmak ve gece elbisesi giymek gibi suçlardan yargılanmaktan korktuğu için İran’a gitmeye çekindiğini söylemektedir. Halen ırlayıcılık yapan sanatçı, bugün İran küğünün yaşayan en iyi kadın sesi olarak biliniyor. Dünyanın dört bir yanında İranlı hayranları, O’nu izleyebilmek için dinleti verdiği ülkelere akın etmektedir. İran küğünün Diva’sı olarak anılan Googoosh Eylül 2010 tarihinde “İstanbul Kongre Merkezi”nde de dinleti vermiştir.

Goossens, Eugene / The Hurdy-Gurdy Man:

Eugene Goossens (1845-1906) "The Hurdy-Gurdy Man", Op. 18, No. 3, Pft.:

Goossens, Eugene - The Hurdy-Gurdy Man, Op. 18, No. 3, Pft

\ Gossec, François-Joseph:

1734 yılında Hollanda’nın güneyinde doğmuş, ancak yaşamının büyük bir bölümünü Paris’te geçirmiş olan küğcü ve bağdar. “Fransız Devrimi” öncesinde, devrim sürecinde ve sonrasında Fransız küğüne önemli katkılar sağlamıştır. Devrimci yaratıları arasında 1793 yılında yazdığı operatik bir divertisman olan ve sade bir halk işi stil kullandığı, şarkılar ve kırınlarla bezeli“Le Triomphe de la République) (Cumhuriyet’in Utkusu) bulunmaktadır. Elde edilen askeri zaferi kutlayan bu yaratıda Gossec tamburin kullanmış, borular ve vurma çalgılar tarafından çalınan bir Güney Fransa kırınını benzetlemiştir. Sanatçı 1829 yılında yaşamını yitirmiştir.

\ Gous, Natalia:

Keman sanatçısı Graf Mourja ile uzun süredir birlikte çalışan Natalia Gous küğcü bir aileden gelir. Beş yaşında ilk küğ derslerine babasıyla başlayan Gous yedi yaşında iken önce yetenekli çocuklar için eğitim veren “Moskova Merkez Küğ Akademisi”nde daha sonra ise “Çaykovski Konservatuvarı”nda eğitimine devam etti. Asıl ilgi alanı oda müziği olan sanatçı 1997 “Sarasate Yarışması” da aralarında olmak üzere çeşitli yarışmalara katıldı. Adı geçen yarışmada özel ödül ve yarışmanın en iyi piyanisti liyakat ödüllerini aldı. Kemancı Graf Mourja’nın 1996’dan beri eşlikçisi olan Gous O’nunla birlikte “Theatre de la Ville”, “Theatre du Chatelet”, “Radio France”, “Concertgebouw” gibi dinleti salonlarında ve festivallerde yer aldı. “Harmonia Mundi” için birlikte yaptıkları kayıtlar (2002 yılının Kasım ayında Stravinski-Shimanovsky resitali ve 2004 yılının Ocak ayında The Wandering Violin– Gezgin Keman) Fransa’daki tüm ödülleri topladı. “Diapason d'Or”, “Choc du Monde de la Musique”, “Evenement du mois de Repertoire/Classica”, “Le Choix de France Inter”, “Classique d'Or de RTL”, “The Strad” ve “Le Monde”da hakkında iyi eleştiriler yazıldı. Sanatçı 1993 yılından bu yana “Moskova Merkez Küğ Akademisi”nde öğretmenlik yapmakta, resitaller vermekte ve orkestra dinletilerine devam etmektedir.

Goygoy Yapmak:

Boş boş konuşmak ve işi kaynatmak.

\ Goygoycu:

Eskiden Muharrem ayında kapı kapı dolaşıp ilahiler okuyarak
 dilenen kişilere “goygoycu” denilirdi. Okunan ilahinin her mısraı sona erince ‘h(oy) goygoy canım!’ diye bir ağızdan söyledikleri nakarattan dolayı bunlara “goygoycu” denmiştir. 
Bu sözün ‘hey kaygulu canım!’ sözünden bozma olduğu rivayet olunur. Mecazi olarak ise ‘Uydum kalabalığa’ kabilinden söylenen şeylere katılan 
kimse, geveze anlamına gelir. Boşu boşuna, bilgisiz olarak, gereksiz yere çok konuşan kimselere de “goygoycu” denir. Dilenci ya da şakşakçı diğer anlamlarıdır. Goygoy”, “goygoycu”, “goygoy yapmak” artık dilimize yerleşmiş olsa da, pek çok eski kelimede olduğu gibi, bu kelimeler de oldukça yanlış sayılabilecek bir anlamda kullanılmaktadır. Dilenci demek doğal olarak çok eksik bir tanım oluşturmaktadır. Aslında “goygoycu”, yazıldığı anlamda bir dilenci değildir. Dilenci deyince daha çok hileli” bir şekilde insanların duygularını sömüren, bu işi ticaret için yapan kişileri anlarız. Osmanlı’da ise durum farklıdır. Osmanlı, dilencileri dahi kayıt altında tutup koruma altına almıştır. Kanuni Sultan Süleyman, 22 yaşında ölen oğlu Şehzade Mehmet için “Şehzade Cami”ni yaptırmış ve bu binada bir “Tavhane” inşa ettirmiştir. Burada körlere hergün yemek verilmiştir. “Goygoycular” da “Besi Yeri” demek olan bu “Tavhane”ye bağlıydılar. “Goygoycular”, Muharrem ayında 7-8 kişilik gruplar halinde İstanbul sokaklarında dolaştırılarak Hazreti Hüseyin için yazılmış bir mersiyeyi söylerlerdi. Bu mersiyenin ne olduğunu günümüzde bilememekteyiz. Muharrem ayı boyunca aşure pişirilmesi adetinden ötürü de halk kendilerine aşure pişirmeleri için pirinç, buğday, fasulye ve nohut verirdi. Bu “goygoycular”ı “Tavhane” giydirir, başlarına sarık sarar ve her birine bir de omuz torbası tahsis ederdi. “Tavhane” toplanan aşure malzemesinin bir kısmını aşure pişirmek için alır; kalanını ise satarak toplanan parayı “goygoycular”a harçlık olarak sunardı. Yani bugün sokaklarda gördüğümüz körlere arabesk ve kötü şarkılar söyletme geleneği, farklı bir şekilde Osmanlı’dan geçmiştir denilebilir. Ayrıca “goygoycu” “ortamı gürültüye veren kişi” anlamında da kullanılmaktadır. Türkü söylerken hecelerin bir kısmını genizden, bir kısmını da diyaframdan söylerek türküsüne yeni bir tad katmak isteyen türkücülere, böyle yapmayan türkücülerin taktığı lakap” şeklinde bir karşılık da bulunmaktadır.




Son Güncelleme:22.03.2017 13.07
Toplam Ziyaret:1123017
Online Ziyaretçi Sayısı:6
Bugünlük Ziyaret :192

Bu Site En İyi Firefox,Chrome,Safari'de ve 1024x768 Çözünürlüğünde Görünür.