Me

Meistersinger:

(Alm.) 14. yüzyıl Alman gezginci ırlayıcıları. Usta şarkıcılar. Üstat sayılabilecek seviyeyi yakalamış gezgin ırlağanlar. Bkz. Maitre chanteur, chanteur, chanteuruse.

\ Mekaev, Alexander:

1960 yılında Rusya’da Leningrad yakınlarında Volkhov’da doğdu. Küğe altı yaşında piyano öğretmeni olan annesi ile başladı. “St. Petersburg Konservatuvarı”nda piyano ve bağdama dersleri aldı. Daha sonra “Moskova Konservatuvarı”nda öğrenimine devam etti ve burada S. Neuhaus ve E. Malinin’den piyano dersleri aldı. Bağdama derslerini ise T. Hrenikov’dan aldı ve 1983 yılında bu okuldan mezun oldu. 1983-1986 yılları arasında “Türkmenistan Aşkabat Konsevatuvarı”nda piyano öğretmeni olarak çalıştı. 1981-1988 yılları arasında  “Moskova Konservatuvarı”nda E. Malinin’in yanında asistanlık yaptı. 1996 yılında “Moskova Pedagoji Üniversitesi”nde piyano öğretmenliği görevinde bulundu. 1996-1999 yılları arasında “İzmir Devlet Opera ve Balesi”nde eşlikçi ve dinleti sanatçısı olarak çalıştı. Daha sonra “Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi”nde görev yaptı. 2005 Eylül ayında atandığı “Kıbrıs Doğu Akdeniz Üniversitesi”nde piyano öğretmenliği yaptıktan sonra yeni kurulan ''Adnan Menderes Üniversitesi Nazilli Devlet Konservatuvarı''nda göreve başladı. İsviçre’nin Luzern kentinde “Dreilinden Konservatuvarı”nda Hubert ile çalışan Mekaev 1987’den bu yana kendi ülkesinin dışında Polonya, Çek Cumhuriyeti, Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, İsviçre, İtalya, İsviçre, Romanya, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde çeşitli resital ve dinletiler verdi. “Rus Bağdarlar Birliği” üyesi olan sanatçı, kendisine ait olan ve çeşitli diğer bağdarların yaratılarından oluşan bir çağdaş küğ CD’si kaydı yaptı. Sanatçı “II. Uluslararası Çukurova Müzik Festivali” çerçevesinde Adana kentinde de bir resital verdi.

Melodram:

Şarkılı tiyatro, ırlağanlarla yürütülen sahne yaratısı, küğlü oyun. Bir nevi müzikal. Dram kökenli bir ağlatı türü. Küğ ile birlikte, ezgisiz olarak düz okuma. Küğ eşliğinde bir anlatıcı için hazırlanmış eserlerin tümüne verilen isim. İnsanoğlunu ilgilendiren sorunları, insana ve insanlığa ait duyguları ele alır. İzlediği yol itibariyle son derece açık, yalın ve belirgindir. İşlediği konuların tümünü kalıplara sokar, örneğin yaşadığımız dünyada herşey iyi ve kötü olarak iki kutupta toplanmıştır. Melodram karakterinin gidiş yolunu beklenmedik raslantılar kolaylaştırır. Bir anlatı türü olarak sahne üstü sanatlarda bolca melodram kullanılmaktadır. Sanatçı gerçeği tüm varsıllığı ve karmaşıklığı ile anlatamadığı koşullarda melodrama başvurur. Melodramda iki zıtlık arasındaki mücadelenin sonucu en baştan bellidir. Akla gelmeyecek raslantılar, karmaşık ilişkiler, birbirini izleyen acıklı ve sevinçli durumlar bu türün en belirgin özelliklerindendir. Kullanılan karakterler de kalıplar halinde izleyiciye sunulur. Zıt karakterlerden pozitif olanın başına gelişen süreç içerisinde herşey gelebilir, ancak en sonunda sürpriz bir kişi ya da olay tarafından sonuç iyi olanın yararına tamamlanır. Tiyatroda ise melodramlar “acıklı, korkunç, olağanüstü konuları işleyen, gerilimi yüksek sahneler içeren oyunlar” olarak anlaşılmalıdır. Melodram, “Antik Yunan Tiyatro”sunda korobaşı ile bir oyuncu arasında geçen şarkılı söyleşilere denmekteydi. Bu dönemde tiyatro, oyuncuların küğ eşliğinde sahneye girip çıktıkları bir oyun türü olarak anlaşılmaktaydı. Dolayısıyla Antik Yunan’da melodram “küğle birlikte, ama ezgi olmaksızın okunan düz metinler” olarak anlaşılmaktaydı. Bunu başka bir ifadeyle şöyle anlatabiliriz: “Küğ eşliğinde bir anlatıcı için hazırlanmış yaratı türüne melodram denilir.” Eski Yunan’da bu tür oyunlar gelişerek küğ eşliğinde söylenen konuşmalı oyunlara dönüşmüştür. Bu oyunların küğ unsuru ile doğrudan bağlantıları bulunmaktaydı. 18. yüzyıldan başlayarak acıklı raslantılar ve karmaşık entrikalar üzerine kurulmuş duygusal oyunlara da “melodram” denilmeye başlandı. Artık eski Yunanlılarda olduğu gibi konuşmalar şiir ya da şarkı şeklinde değildi. “Melodram”a burjuva dramı da denilebilir. Fransız ihtilalinden sonra gelişen burjuva sınıfı artık sahnelerde soylu insanların saraylara tıkışmış trajedilerini sahnelerde izlemek yerine kendileri gibi sıradan insanların günlük yaşantılarını görmek ve kendileriyle kıyaslayarak çıkarsamalar yapmak istiyorlardı. Böylece trajedinin karşıtı olan dram ve bunun da hafifletilmiş biçimi olan “melodram” ortaya çıktı. “Melodram”lar burjuva ahlakının sahnedeki yansımasıdır. Bu nedenle konular basitleştirilmiş, karakterler aşırı derecede kutuplaştırılmıştır. Gelişen süreçte melodram herşeyi kalıplar içinde ele almaya başladı: İnsanlar, olaylar, duygular hep iyi ya da kötü şeklinde kalıplara dökülmeye başlandı. Acıklı ya da sevinçli tüm durum ve olaylar artık birbirini ardıllıkla izlediğinden halk arasında melodram artık bir tür adı olmaktan çıkmış, kötü olay ya da niteliklerin ismi yerine kullanılmaya başlanmıştır. Melodramatik oyunlar bağımsız bir sahne türü değildir. Bünyelerinde dram, trajedi, pandomim ve hatta komedi gibi tüm türler içiçe girmiştir. Bu niteliğinden ötürü melodramlar hemen hemen her seyirci katmanına hitap edebilmektedirler. Melodramlarda başlangıçta kötüler iyilere baskın gözükürler. İyilerin başına her türlü kötü olay gelir, felaketlere maruz kalırlar ve güç durumlara düşerler. Ancak örgüsel yapı sürdürülürken giderek kötüler, iyilerin güçlenmesi karşısında yenilmeye mahkum bir konuma düşerler. Sonuçta, adalet sağlanır ve iyiler mutlu sona ulaştıklarında eser sona erdirilir. Melodramlarda aşıklar sadık ve vefalı gösterilirler, fakirlik zenginliğe üstün tutulur. İyiler sabırlıdır ve ızdırap çekerek acılara katlanırlar. Sıkıntı, korku ve huzursuzluk melodramların başlıca özellikleri arasındadır. Melodramlarda anlaşılması kolay bir anlatım, sade bir kurgu ve basit bir anlatım dili yeğlenir. Sahnelerin birbirini hızla ardıllaması sağlanır. Konuşmalar kısa ve açık tutulur, uzun ve ağdalı ifadelere yer verilmez. Üzücü ve komik (başka bir deyişle olumsuz ve olumlu) sahneler birbirini izleyerek seyircinin (dinleyicinin) konuyu daha net ve çabuk kavraması sağlanır. Seyircinin çok düşünce gücü harcamadan konuya vakıf olması temel hedeflerden birisidir. Bu tür daima erdemi ve romantik aşkı yücelten, ancak çok esnek olabilen bir türdür. Günümüzde, -19. yüzyıldan başlayarak- bu türün eskisi kadar sık kullanılmadığını ve hatta küçümsendiğini söyleyebiliriz. Ancak yine de sahne üzerinde yer yer kullanım alanı bulabilmektedir. Ülkemize ilk melodramlar çeviri yoluyla girmiştir. Tiyatro’da da çevirmenler başlarda bu tür eserlerin çevirisine ağırlık vermişlerdir. Melodramın Türk sinemasının belli bir evresinde -50’ler ile 60’lar arası- (hatta yer yer 80’lere dek) yoğunlukla kullanıldığı açık bir gerçektir. Özellikle Muharrem Gürses bu türün en ağdalı örneklerini Türk halkına sunmuştur. Bu tercih nedeniyle de Türk sinemasının gelişimi tıkanmış ve dünyada söz sahibi olamamıştır. “Melodram” bazı eleştirmenler tarafından niteliği yüksek olmayan bir tür olarak tanımlanmaktadır. Türk sinemasındaki en iyi örneği Ömer Lütfi Akad’ın çektiği “Vesikal Yarim” filmidir. Bkz. Melodrama. Mélodrame. Gürses, Muharrem. Akad, Ömer Lütfi.

\ Melos Brass:

1989 yılında “Philipos Nakas Konservatuvarı”nda kuruldu. Yunanistan’da ve dünyanın pek çok yerinde dinletiler veren topluluk, “Yunanistan Ulusal Senfoni Orkestrası” üyelerinden oluşmaktadır. Anthis Sokratis, Kaisaris Panagiotis, Anatonios Lagos, Faroungias Spyridon ve Anastasios Myronis’ten oluşan “Melos Brass”, 2003 yılında “İyonya Üniversitesi Küğ Bölümü” ve “Korfu Belediyesi” işbirliği ile “İyonya Yaz Küğ Akademisi”ni kurdu. Adını, antik Yunancada ezgi anlamına gelen “melos” kelimesinden alan topluluğun amacı, uluslararası dağardan yaratılar yorumlayarak bakır üfleme çalgılar için yazılmış oda küğünü tanıtmaktır. Topluluğun dinletilerindeki başarılar, yeni yaratılar yazmak için Yunan bağdarlarını da teşvik etmiştir. “Melos Brass”, “Ensemble Feverish Music Uuluslararası Kültür Ajansı”nın üyesidir.

\ Melua, Katie:

Gürcü kökenli İngiliz küğcü. Yakın dönemin popüler küğ ortamına yeni bir soluk getirmeyi başarmıştır. Asıl ismi “Ketevan” olan sanatçının çocukluğu göç yollarında geçmiştir. Sanatçı 1984 yılında Sovyetler Birliği’nin Gürcistan bölgesindeki Kutaisi kentinde doğmuştur. 5 yaşına kadar dedesinin yanında Tiflis’te yaşayan Ketie Melua, daha sonra kalp cerrahı olan babasının ve annesinin yanına Batum’a gitmiştir. 90’lı yılların başında Sovyetlerin dağılmasından sonra gelen iç savaşlar Melua ailesini yeni göçlere taşımıştır. Ketu Melua, 8 yaşında ilk önce İrlanda ve daha sonra da İngiltere’ye ailesiyle birlikte göç etmiştir.1993 yılında Melua ailesinin ilk durağı Kuzey İrlanda’nın başkenti Belfast olmuştur. İyi bir kalp uzmanı olan babası ile hemşire olan annesi burada önemli bir hastanede çalışma imkanı bulmuşlardır. Katie Melua önce “St. Catherine’s Primary School” ve ardından da “Dominican College”da eğitimini sürdürmüştür. Ailenin en son durağı 1998 yılında gittikleri İngiltere olmuştur. Küğ yaşamına henüz 19 yaşında iken 2003’te yaptığı albümle atılan Katie Melua, 2005 yazında da ailesiyle birlikte İngiliz vatandaşlığına geçmiştir.Çocukluğu Sovyetler’in dağılış yılları ve Belfast’ın Kuzey İrlanda sorunuyla çalkalanan ortamında geçen Katie Melua, 15 yaşına kadar politikacı olmayı düşünmekteydi. Ancak bir televizyon kanalının yarışmasında birinci gelmesi O’nun küğe yönlenmesine sebep olmuştur. Bununla da yetinmeyerek ciddi bir müzik okulu olan “Britt School”a da gitmiş, 2003 tarihinde de ilk albümü olan “Call of the Search”ü çıkarmıştır. Melua, albümde Kuzey İrlanda sorununu irdeleyen “Belfast” (Penguin and Cats) ve “Faraway Voice” şarkılarında söz yazarlığıyla dikkatleri çekmiştir. Bu albümdeki “The Closest Thing to Crazy” şarkısı İngiltere listelerine girerken sanatçı, bir yıl sonra “Call of the Search” albümünün ABD’de yayınlanıp tutulmasıyla dünya çapında bir tanınmışlık elde etmiştir.2005 yılında “Nine Million Bicycles” parçasının da yer aldığı “Piece by Piece”in ardından “Pictures” (2007), “House” (2010) ve “Secret Symphony” (2012) albümlerini yapan Katie Melua, geçtiğimiz yılın Eylül ayında altıncı stüdyo albümü olan “Ketevan”ı çıkartmıştır.Melua’nın ses rengi blues, caz, folk, pop kategorilerinde başarılı bir sunumu oluşturacak denli önemlidir. Sanatçı sadece sesiyle değil, gitar başta olmak üzere piyano ve keman çalmasıyla da usta bir küğcüdür. Bütün bunlara ek olarak şarkı sözü yazarlığıyla belirli bir düzeyi yakalamıştır. Eva Cassidy başta olmak üzere Joni Mitchell, Bob Dylan gibi küğcülerden etkilenerek yolunu çizmiştir. Küğünün içinde İrlanda halk küğü önemli bir yere sahiptir ve doğuştan gelen doğulu özü Hint küğüne olan özel ilgisiyle kendini belli etmektedir.11 milyonluk albüm satışı ve 59 platin ödülüyle yakalanması zor bir başarı elde eden bağdar ve söz yazarı Melua, ekstrem sporlara yönelik duyduğu ilgisi ile de tanınmaktadır. Düzenli olarak dalış, bungee jumping ve skydiving yapan Melua, 2 Ekim 2006’da grubuyla birlikte “Kuzey Denizi”nde petrol arayan işçiler için denizin 303 metre altında, petrol platformunun üzerinde dinleti vererek, “Guiness Rekorlar Kitabı”na girmiştir.

\ Menderes Belediyesi Gençlik, Kültür ve Sanat Merkezi:

İzmir’in Menderes ilçesinde 2007 yılında yapımına başlanan “Kültür Sanat Merkezi”nin inşaatı 2008 yılı Haziran ayında tamamlandı. Menderes Belediye Başkanı Ergun Özgün’e göre uzun süredir ilçede eksikliği hissedilen bir yatırım tamamlanmıştır. Böylece ilçede ortak bir kültür ve yaşam biçimi oluşturmak isteği karşılanmış olacaktır. “Menderes Gençlik Kültür ve Sanat Merkezi”nde yüzelli kişilik toplantı salonu, çocuklar ve büyükler için ayrı kütüphaneler, internet odası, sergi salonu ve beşyüz kişilik amfitiyatro bulunmaktadır. Yaklaşık sekizyüzellibin yeni Türk lirasına mal olan merkez ikibin metrekare alana inşa edilmiştir.

Meno:

(İt.) Az, daha az, en az. Eksi, eksik. Ufak miktarda. Noksan. Küçük, önemsiz, daha önemsiz. Bir nebze, pek o kadar değil. Başka bazı sıfatların önüne konulduğu takdirde, o sıfatın taşıdığı özelliğin daha az miktarda yerine getirilmesi gerektiğini gösterir. Bkz. Meno allegro, meno animato, meno forte, meno lento, meno mosso, meno piano, meno presto, meno sonoro, meno tosto, meno vivo... vb.

Meno allegro:

(İt.) Pek o kadar yürük değil, pek hızlı olmadan.

Meno animato:

(İt.) Pek o kadar canlı değil.

Meno forte:

(İt.) Pek o kadar kuvvetli değil, fazla bastırmadan, göreceli olarak yumuşak yorumlayarak.

Meno lento:

(İt.) O kadar ağır değil.

Meno mosso:

(İt.) O kadar canlı değil, biraz daha sakin. Fazla hareketli olmadan. Çok canlı değil. Hareketli, ama fazla canlı değil. Bkz. Mosso, Piu mosso.

Meno piano:

(İt.) Pek o kadar hafif değil. O kadar yumuşak olmadan. O kadar çok tatlı değil.

Meno presto:

(İt.) Pek hızlı değil. O kadar hızlı değil.

Meno sonoro:

(İt.) Pek güçlü çalmadan, fazla gür sesli olmadan. Daha az ses çıkararak.

Meno tosto:

(İt.) Sıkıştırmadan. Acele etmeden. Pek o kadar acele değil.

Meno vivo:

(İt.) O kadar canlı değil.

Menuet:

(Fr.) Bir Fransız kırını. Eski bir dans formu. Yaratıda bir bölümün ismi. Sonat ya da sinfonilerde üçüncü bölüm. Konçertolarda ise -kullanıldığı takdirde- son bölümü oluşturur. Ludwig van Beethoven ile birlikte yerini “Scherzo”ya bırakmıştır.

Menuett:

(Alm.) Bkz. Menuet.

Menuetto:

(İt.) Bkz. Menuet.

\ Meola, Al di:

Kendine has gitar tekniğiyle ve unutulmaz ezgileriyle kulaklara olduğu kadar gözlere de seslenen Al Di Meola geçtiğimiz yirmibeş yılda çağdaş çalgısal cazın en önemli isimlerinden biri olarak tanındı ve aralarında “Guitar Player Magazine”in dünya çapında yaptığı oylama ile “En Prestijli Gitarist” ödülünün de yer aldığı sayısız ödülün sahibi oldu. Al di Meola’nın son albümünün adı “Consequences of Chaos” olup, sanatçı “Midsummer Night Quartet” adını verdiği ve vurmalı çalgılarda Gumbi Ortiz, gitarda Peo Alfonsi, akordiyonda Fausto Beccalossi’den oluşan grupla çalışmakta ve dinletiler vermektedir. New York’da büyümüş İtalyan bir ailenin oğlu olan Al Di Meola, 1971 yılında Boston’da “Berkeley College of Music”te eğitim almaya başladıktan üç yıl sonra Chick Corea’nın “Return to Forever” grubuna katıldı. Yeni yaklaşımlar aramaktan ve denemekten hiç sıkılmayarak özellikle Latin etkili fusion caz alanında kendinden çok söz ettirdi. Küğ yazarı ve eleştirmeni Bill Milkowski’nin bir makalesinde “Bir zamanlar gerçekten de dünyanın en hızlı gitaristi olmak isterdim, ama bu geçmişte kaldı. Artık benim için hızlı gitar çalmak değil, söylemek istediğimi kendi küğüm ile anlatmak daha önemli oldu.” diyerek değişen ve gelişen küğ anlayışını özetlemektedir. Gitar tarihçisi Robert Lynch, Al Di Meola’nın özellikle elektro gitarda asla yadsınamayacak kadar büyük etkisine ve küğ tarihinde altın harflerle yazılması gereken bir küğcü olduğuna dikkat çekmektedir. Piyasaya çıkmış olan yirmibir yalkın albümünün yanısıra Chick Corea, Frank Zappa, Pavarotti, John Mclaughlin, Paco De Lucia, Jimmy Page, Phil Collins, Santana, Steve Vai, Jean-Luc Ponty, Paul Simon, Aziza Mustafazadeh gibi isimlerle birlikte ellisekiz albümde çalmış ve albümleri altı milyon adedin üzerinde satmış olan sanatçı aynı zamanda “En İyi Caz Gitaristi Ödülü”nü onbeş yılda onüç kez almış tek küğcüdür.

Merengue:

“Merengue”, “Dominik Cumhuriyeti”nin ulusal kırını olup komşuları Haiti ve etrafındaki adalarda da yapılan bir kırındır. Söylencelere göre, “Dominik Cumhuriyeti”nin yaptığı savaşların bir çoğunda yer almış ulusal bir kahraman bulunmaktaydı. Dominik halkı tarafından çok sevilen bu kahraman bir savaşta ayağından yaralanmıştı. Her gittiği şehirde ona “hoş geldin” eğlenceleri ve kırınlar yapılıyordu. Bütün insanlar O’nu sevdikleri için sanki sakatmışçasına bir ayaklarını gevşek bırakıp sürükleyerek kırınıyorlardı. “Merengue” işte bu şekilde ortaya çıkmıştır. Bu kırın tarzı “Dominik Cumhuriyeti”nin başlangıç yıllarından beri var olmuş bir kırındır.

\ Mersin Atatürkçü Düşünce Derneği Öğretmenler Korosu:

“Mersin Atatürkçü Düşünce Derneği Öğretmenler Korosu” 2006 yılının Mart ayında “Atatürkçü Derneği Derneği Mersin Şubesi” himayesinde küğ öğretmenleri Derya Girgin, Aysel Kök, Defne Timuçin ve Alper Erdoğan’ın çabaları ile kuruldu. Koronun amacı sevgi, saygı ve dostluk ilişkilerini küğ ile pekiştirmek, değişik kitlelere küğ yolu ile seslenmek, beraber küğ yapma zevkini ve çoksesli söylemenin güzelliğini insanlarla paylaşmaktır. Koro ilk çalışmalarını “Atatürkçü Düşünce Derneği Mersin Şubesi”nce kiralanan dernek şubesinin içinde, koronun yönetkenliğini yapan Zarife İsmailova’nın kendi taşıdığı org ile yapmıştır. Bu dönemde çeşitli okullardan öğretmen ve öğrenciler de çalışmala katıldılar. Koro ilk dinletisini “Atatürkçü Düşünce Derneği Mersin Şubesi”nin üyelerine “Mersin Oteli”nde vermiştir. 2006 yılı Mayıs ayına gelindiğinde koro kısa sürede yapılan oluşturulan dağarıyla (a capella, türkü, caz ve klasıl parçalar) “8. Mersin Polifonik Korolar Şenliği”ne katıldı. Haziran ayında ise Ankara’da yapılan “Türkiye Polifonik Korolar Şenliği”ne katılma kararı verildi ve bu şenlikte “Yalkıcılı Yaratı Yorumlamada Başarı Ödülü” ile takdir edildi. 2006 yılı Eylül ayından 2007 yılı Temmuz ayına kadar “Mersin Polifonik Korolar Derneği” başkanı Vahap Kokulu’nun desteği ile koro Pozcu’daki “Polifonik Korolar Derneği”nin çalışma salonunda çalışmalarına devam etti. Bu dönemde “Nevit Kodallı Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi”nden birçok öğretmen koroda bulundu. Anılan süre içerisinde koronun dağarı gittikçe genişledi ve zenginleşti. Çok sayıda bağdarın önemli parçaları ve Atatürk’ün sevdiği şarkıları da içine alan onlarca parça ve çoksesli küğün zor eserleri bu dönemde seslendirildi. Koro “TRT Çukurova Radyosu”nun daveti ile iki kez canlı yayına katıldı ve şarkılarını radyoda seslendirdi. Koroya tüm özverisi ve küğ sevgisi ile katkıda bulunan Zarife İsmailova şunları söylemektedir: “Çalışmanın her aşamasında beni yüreklendiren öğretmenlere teşekkür etmeliyim. Beraber küğ yapma ve çalışma zevkini öğrencilerimle paylaşırken çok mutlu oluyorum. Bazen küçücük bir şeyden tat alabilmek hayattan tat alabilmek anlamına gelir. Yaşamın bir parçası olan küğü onlarla paylaşırken hayat çok daha zengin ve sevimli görünüyor benim gözlerime. Bizim koromuza herkes kendi isteği ve küğe olan sevgisi ile katılmıştır. Bazen şarkı söylemeyi seven öğretmenler ya da bizimle beraber olmak isteyen kişiler geliyor, onları geri göndermeye benim gönlüm razı olmuyor ve koromuza katılıyorlar. Çünkü ben koro yönetkeniyim ve yardımcı olmak benim görevim. Küğ öğretmeni olan koro elemanlarımız onlara partitur okuma, remileme gibi konularda yardımcı oluyorlar. Koromuzda sadece öğretmenler bulunmuyor, koromuzda öğrenciler, çeşitli meslek ve yaştan kişiler var. Ancak bizi bir arada tutan şey küğ sevgisi. Bunu paylaşabilmek için üyelerimiz ve öğretmenlerimiz iş ve okul hayatının verdiği yorgunluğa rağmen koromuzu aksatmamaya çalışıyor ve düzenli geliyorlar. Çünkü koroda en önemli şey düzenlilik. Her hafta dosyalarımızı alıyor ve çalışmaya geliyoruz. Hiç bir şey bizim isteğimizi, sevgimizi çalışma programımızı engellemiyor.” 2007 mevsiminde koro çalışma yerinin olmaması tehlikesiyle karşılaştı. Ancak “Mersin Kültür Merkezi Müdürlüğü” ile “Mersin Devlet Opera ve Balesi Çocuk Korosu” yönetkeni Reyhan Bezdüz’ün yardımları ile çalışma salonu gereksinimi giderildi. “Öğretmen Korosu” her Çarşamba günü saat 18.00 ile 20.00 saatleri arasında Zarife İsmailova ile “Mersin Kültür Merkezi”nin “Koro Çalışma Salonu”nda çalışmalarına devam etmektedir.

\ Mersin Yenişehir Müzik Derneği:

Hasan Kutlubay Mutlu ve arkadaşları tarafından 2011 yılının Mart ayında kurulmuştur. 2001 yılında küğ öğretmenliğinden emekli olarak ayrılan Hasan Kutlubay Mutlu bilgi ve deneyimlerini paylaşmaya “Kutlubay Müzik Evi”nde devam etmiş ve 2003 yılında  buraya gelen öğrencilerle bir koro oluşturmuştur. İşte bu koronun yukarıda söz edilen tarihte bir derneğe dönüşmesine karar verilmiş ve “Mersin Yenişehir Müzik Derneği” kurulmuştur. Mersin kentine büyük katkılarda bulunan Mutlu bu koronun yönetkenliğini üstlenmiştir. Dernek Yönetim Kurulu Başkanı Sezer Kayhan ve üyeler Sadullah Çetinsoy, Necminisa Sanal, Köksal Hazır, Kubilay Vural ve Mehmet Barlas’tır. Derneğin tam kuruluş tarihi 16 Mart 2011, Çarşamba günüdür. Dernek adresi: Dumlupınar Lisesi Yolu 1502 Sokak No: 2 Pozcu-Mersin.

\ Mersinligil, Merve:

1984’de Ankara’da doğdu. 1988 yılında halen Polonya’da “Lodz Küğ Akademisi”nde dekanlık görevini sürdüren piyanist Boguslaw Woudka ile başladığı piyano eğitimi 1993 yılına kadar sürdü. 1993-1995 yılları arasında ilkokul eğitiminin yanısıra “Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi”nde yarı zamanlı öğrenci olarak piyano çalışmalarına devam etti. 1995 yılında tam zamanlı ve tam burslu olarak kabul edildiği “Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Müzik Hazırlık Okulu Lisesi Piyano Bölümü”nü 2001 yılında bitirdi. 2002 yılında “İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Kompozisyon Bölümü”nde başladığı lisans eğitimini 2005 yılında önlisans derecesini alarak tamamladı. 1996-2006 yılları arasında bağdar-piyanist Mehmet Okonşar ile piyano ve bağdama çalıştı. 2006 yılında İngiltere Birleşik Krallığı “Associate Board of the Royal School of Music”den piyano performans lisansı aldı. 2007 yılında “Floransa Küğ Akademisi”nden Aquiles Delle-Vigne’nin öğrencisi olarak “Perfezionamento in Pianoforte” diploması aldı. Halen Hollanda’da “Codarts Hogeschool voor de Kunsten”da Aquiles Delle–Vigne’nin öğrencisi olarak yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Merve Mersinligil’in katıldığı ustalık kursları arasında bağdar-piyanist Mehmet Okonşar ile 1999 yılında Antalya, piyanist Martin Berkofsky ile 2005 yılında Adana, piyanist Aquiles Delle-Vigne ile 2006 yılında Avusturya Salzburg’da “Mozarteum International Summer Academy”, 2007 yılında İtalya Calabria’da “Associazione Culturale Orfeo” ve 2007 yılında Avusturya Salzburg’da “Mozarteum International Summer Academy” sayılabilir. “Cephedeki Çocuklar” isimli yaratısı “JCI-Junior Chamber International-Ankara” tarafından 1997-1999 yılları arasında düzenlenen “Uluslararası Sanat Projesi”nin küğü olarak seçildi ve piyano ile kendisi seslendirdi. (Dünya çocuklarını sanatla tanıştırmayı ve birbirleriyle yardımlaşmalarını amaçlayan bu proje, 1998 yılında Filipinler’de gerçekleşen Dünya Kongresi kapsamında JCI-Japonya tarafından düzenlenen Uluslararası “Mottanai Spirit Yarışması”nda, yüzü aşkın ülkeden katılan binlerce projeyi geride bırakarak büyük ödül olan 5. Mottanai Grand Prix’i almaya hak kazanmıştır.) “Borusan Genç Bağdarlar Dinletileri”ne 2004 yılında “Yaşamın Öyküsü” solo piyano ve 2005 yılında “Eternal Enigma” opereti ile katıldı. Ankara  (Adnan Saygun Konser Salonu), İstanbul (İtalyan Kültür Ofisi), İzmit (Kocaeli Üniversitesi), Salzburg (Theather Saal) ve Corigliano Calabro (Hall of Mirrors) salonlarında çaldı.

Mersiye:

(Ar.) Türk dinsel küğünde, mevlüt aralarında ölmüşlerin ruhuna okunan, usulsüz ve doğaçlama küğlere “mersiye” denilir.

Mesnevi:

Mesnevi klasik doğu edebiyatında bir şiir tarzının adıdır. Edebiyatta aynı vezinde ve her beyti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım türüne “Mesnevi” adı verilmiştir. Uzun sürecek konular veya hikayeler şiir yoluyla anlatılmak istendiğinde, kafiye kolaylığı nedeniyle mesnevi türü tercih edilirdi. Mesnevi her ne kadar klasik doğu şiirinin bir türü ise de “Mesnevi” denildiği zaman akla “Mevlana’nın Mesnevi’si” gelmektedir.

Mesto:

(İt.) Acılı, hüzünlü, üzüntülü. Bir yaratının belirli bir kesitinin hüzünlü, kederli, yaslı ya da üzgün bir tavırla çalınması gerektiğini gösteren bir yönergedir. Bu terim ilgili pasajın melankolik bir şekilde çalınmasını gösterir.

Mesuré:

(Fr.) Küğde ölçü. Şiirde vezin.

Metraj:

Bkz. Ölçü sayısı. Metrik sistem.

Metrik sistem:

Bkz. Metraj, ölçü sayısı.

Metronom:

Çalıcıya zamanı eşit olarak bölen ve tartımsal düzenlilik sağlayan mekanik veya elektronik aygıt. Bazı metronom türlerinde ölçü gidişlerinin belirli zamanları (örneğin metrik sistemin ilk vuruşu ya da metrik sistemin kuvvetli zamanları) vurgulanabilmektedir. Parçanın ya da küğsel eserin metrik gidişini şaşmaz bir eşitlikte algılamamızı sağlayan düzenek. Bkz. Métronome, metronome.

Métronome:

(Fr.) Metronom. Bkz. Metronom.

Metronome:

(İsp.) Metronom. Bkz. Metronom.

Mevlana'nın Mesnevisi:

Mevlana “Mesnevi”sini Hüsameddin Çelebi’nin isteği üzerine yazmıştır. Katibi Hüsameddin Çelebi’nin söylediğine göre Mevlana, Mesnevi beyitlerini Meram’da gezerken, otururken, yürürken, hatta “sema” ederken söyler; Çelebi Hüsameddin de yazarmış. Mesnevi’nin dili Farsça’dır. Halen “Mevlana Müzesi”nde teşhirde bulunan 1278 tarihli elde bulunulan en eski “Mesnevi” nüshasına göre beyit sayısı 25618’dir. Mevlana’nın Mesnevi”sinin vezni “fa i la tün - fa i la tün - fa i 1ün”dür. Mevlana altı ciltlik “Mesnevi”sinde tasavvufı fikir ve düşüncelerini, birbirine eklenmiş hikayeler halinde anlatmaktadır.

Mezzo:

(İt.) Yarı, yarım. Orta.

Mezzoforte:

(İt.) Orta şiddette, yarı kuvvetli. Orta kuvvette. Simgesi:

F

Mezzopiano:

(İt.) “Piano” ile “mezzoforte” arasında yer alan gürlük derecesini betimlemek için kullanılan terimdir. Orta hafiflikte. Bkz. mp. Nota üzerinde “mezzopiano” teriminin kısaltılmışı aşağıdaki gibi gösterilir:

P

Mezzopiano










Maddede verilen örnek mezzopiano’dan mezzoforte’ye geçişi sergileyen güzel ve dikkate değer bir örnektir.

Gürlük simgeleri sıralamasında hafiften kuvvetliye giderken (crescendo yaparken) ve kuvvetliden hafife giderken (decrescendo -diğer bir deyişle diminuendo- yaparken) "mezzopiano"nun bulunduğu yere dikkat ediniz:

crescendo 

 

 

 

decrescendo

Mezzosoprano:

(İt.) Alto ile soprano arasında yer alan kadın seslerine “mezzosoprano” denilir. Orta sopran. Kısaltması: ms. Bkz. ms.




Son Güncelleme:18.04.2017 17.25
Toplam Ziyaret:1149246
Online Ziyaretçi Sayısı:4
Bugünlük Ziyaret :305

Bu Site En İyi Firefox,Chrome,Safari'de ve 1024x768 Çözünürlüğünde Görünür.