Li

Liasion:

(Fr.) Bağ. Bağlantı. Birleşme. Bitişme. Ulama.

Liberazione:

(İt.) Özgürleştirerek, serbest bırakarak. Serbest kalma, serbest bırakılma. Bkz. Rilascio, Rilasciante.

Libitum (ad libitum):

Seçme. İsteğe bağlı olarak.

Libretto:

Libretto, güfte, cönk. Vokal bir eserin sözleri, ses için yazılmış bir yaratının metni.

Liebeslied:

(Alm.) Aşk şarkısı. Trubadur aşk şarkısı. Aşk şarkıları. Bkz. Lied, lieder.

Lied:

(Alm.) Şarkı. Bir şiirin bağdanmasıyla ortaya çıkan yaratı. Bu eserlerde insan sesine (seslerine) genellikle piyano eşlik eder. Bkz. Lieder. Liebeslied.

Lied ohne worte:

(Alm.) Sözsüz şarkı. Sözsüz romans, sözsüz lied (lid).

Lieder:

(Alm.) "Lied"in çoğuludur. Şarkılar. Bkz. Lied. Liebeslied.

Lieto:

(İt.) Şen, güler yüzlü. Mutlu, neşeli. Memnun, eğlenmiş. Mest olmuş, hoşça vakit geçirmiş.

Ligadura:

(İsp.) Bağ.

Ligato:

(İt.) Bağ, bağlı. Bkz. Legato.

\ Lindmark, Susanna:

“Arctic Light”ın yönetkeni ve kurucusu olan ses pedagogu ve koro yönetkeni Susanna Lindmark, “Arctic Light” ve çocuk koroları için yaratılar bağdamakta ve düzenlemeler yapmaktadır. Çocuk korosu, ses ve şarkı söyleme teknikleri  yöntemlerinde uzmanlaşmış olan Lindmark, bu alanlarda uluslararası eğitmenlik yapmaktadır. 2005-2010 yılları arasında “İsveç Çocuk ve Gençlik Koroları Derneği” (Ungikör) yönetim kurulu üyesi olan Lindmark, “Norrbottensmusiken, Bölgesel Müzik Enstitüsü Çocuk ve Gençler için Gelişim Projeleri” yöneticisidir.

Lir:

Lirin icadının mitolojik bir öyküsü bulunmaktadır. Bu öyküye göre Tanrı Mercurius kaplumbağa kabuğundan lir yapmıştır ve ana karnında küğ öğrendiği söylenmektedir.

Lirica:

(İt.) Lirik. Şiirsel. İçtenlikli. Duygu yüklü yaratı. Lir denilen çalgının eşliğinde okunan şiir ya da şarkı. Bkz. Lirico.

Lirico:

(İsp.) Lirik. Şiirsel. İçtenlikli. Duygu yüklü yaratı. Bkz. Lirica.

Lirik:

Editörlüğünü Ahmet Say’ın yaptığı ve ancak iki sayı yayınlanabilen bir küğsel dergidir.

Lirik:

(Bkz. Lyric [İng.], Lyrique [Fr.], Lyricus [Latince], Lyricos [Yunanca]) Coşku ve ilham dolu anlamına gelir. Duygular coşkun bir dille anlatılır. Genellikle yazın sanatı ve küğde kişisel duyguları dile getiren yaratılar için kullanılan bir sıfattır. Lirik bir sanatsal yaratı genellikle o yaratıyı izleyen kişi ya da kişileri büyük etki altında bırakır, bu anlamda çok etkilidir. Lirik kelimesinin bir başka anlamı ise sözlü yaratılarda “şarkı sözü” karşılığında kullanılmış olmasıdır. Özellikle “rap” küğünde şarkı sözü anlamına gelir. Lirik yaratılarda konu ya da konular bireysel veya toplumsal mutluluklardan duyulan sevincin ifadesi; felaketlerden duyulan üzüntü ve acılar; aşk, ayrılık, özlem, ölüm acısı gibi bireysel duygulardır. Küğlendirilmiş lirik şiirlere iki örnek aşağıda yer almaktadır:
Yeni mektup aldım gül yüzlü yardan
Gözletme yolları gel deyi yazmış
Sivralan Köyü’nden, bizim diyardan
Dağlar mor menevşe gül deyi yazmış.
(Aşık Veysel)
Gönül gurbet ele çıkma
Ya gelinir ya gelinmez
Her dilbere meyil verme
Ya sevilir ya sevilmez.
(Erzurumlu Emrah)
Lirik eserlerde bireysel duygular içten geldiği gibi ortaya konulur. İçli bir dil ve anlatım kullanan bu ürünler esin doludur. Türk edebiyatı ve küğünde aşık (lar) ya da saz şairi(leri) adı verilen halk ozanları şiirlerini sazla söylemişlerdir ve hala da saz eşliğinde söylemektedirler. Lirik şiirler, dünya edebiyatlarında ve küğlerinde en çok işlenen ve sevilen şiir türüdür. Türk edebiyat ve şiirinde de halk aşıklarının veya halk şairlerinin söyledikleri şiirlerin veya okudukları sözlü küğsel ürünlerin pek çoğu liriktir. Batı’da “Rönesans” dönemi ozanlarının (Petrarca, Ronsard gibi...) ve daha sonra da içe dönük “Romantik” dönem ozanlarının (Lamartine, Hugo, Musset gibi) duygusal ve öznel nitelik taşıyan şiirleri bu türün başarılı örneklerindendir. Lirik şiir ve küğün de Türk sanat yaşamında sıklıkla kullanıldığı bilinmektedir. Divan edebiyatında Fuzuli ve Nedim, halk kültüründe Yunus Emre, din dışı alanda Karacaoğlan ve ileriki yıllarda Yahya Kemal gibi büyük edebiyatçılar ve ozanlar yetişmiştir. Örneğin, Fuzuli’nin “Su Kasidesi” pek tanınmış olup aruz kalıbında “fa'ilatün fa'ilatün fa'ilatün fa'ilün” olarak yazılmıştır. Bu kaside üstün bir lirik söyleyiş ve sanatlı anlatımıyla bir baş yaratıdır. Lirik sanatın ana işlevi insana güzellikleri, incelikleri sunmak ve kişide küğsel yapının ve eğitimin oluşmasını sağlamaktır. Lirik şiir bu nedenle genellikle küğle iç içedir.

Lirik:

Eski Yunan kültüründe “lir” (lyra) eşliğinde söylenen edebi ürünlere ve şiirlere verilen isim. Telli bir saz olan “lir” döneminin en gözde çalgılarından birisiydi. Eski Yunan’daki “lirik” sözcüğü hemen anlaşılacağı üzere bugünkü anlamında kullanılmamaktaydı. Elbette Eski Yunan’da da lirik şiirin özünde duygular bulunmaktadır, ancak dönemin ozanları bunları çalgı eşliğinde ifade etmeyi yeğlemekte ve kendi duygularını yansıtmaktadırlar. Özellikle yalkın lirikte kişinin iç dünyası ön plandadır. Lirik yapıtlar ozanın en içten duygularını dile getiren bir tür olup ilk örnekleri Ege kıyılarında görülür. İlk lirik şiirlerin konuları arasında “hymnos”lar, yani tanrılara övgüler ile mitoloji vardır (Bkz.: Lir, Lyra).

Lirik Türküler:

Bu türkülerde asıl amaç aşk ve sevda, acı ve ayrılık, keder ve sevinç gibi duygu ve heyecanların yoğun bir biçimde anlatılmasıdır. Türkülerimiz içinde sanatsal yönü en ağır basanlar bunlardır. Hayaller, simgeler, çeşitli kavramlar ve manzumlar bu türkülerde sıklıkla karşımıza çıkarlar. “Lirik Türküleri” kendi aralarında birkaç alt gruba ayırabiliriz:
a) Aşk ve sevda konulu türküler,
b) Gurbet, sıla ve mahpushane türküleri,
c) Ağıtlar,
d) Ninniler.
Bunlardan “aşk ve sevda konulu türküler”de duygu ön düzeyde olup içli, saf ve içten bir sevgi anlatımı görülür. Çoğunluğunda saz şairlerinin imzası bulunur. Dikkati çeken bu özelliğiyle “aşk ve sevda konulu türküler” halk şiirimizde sayısal açıdan en büyük oranı oluştururlar. Örneğin:
     Sabah oldu tan yerleri atıyor
     Bütün kuşlar destur almış ötüyor
     Ayşeciğim odasında yatıyor
               Şakı bülbül var uyandır yarimi
              Ben kıyamam sen uyandır yarimi
     Çıkabilsem sarayına köşküne
     Can boyanıh anber ile miskine
     Seni beni yaradanın aşkına
               Şakı bülbül var uyandır yarimi
               Ben kıyamam sen uyandır yarimi

Lirizm:

Duygu ve düşüncelerin coşkun bir tarz ile yansıtıldığı yaratılarda bu tür duyguların içten geldiği gibi coşkuyla, etkili bir şekilde anlatımına “lirizm” denir. Bireysel duygular içten geldiği gibi aktarılır. Esin dolu, içli bir dili bulunan anlamlarındadır. Bu niteliği taşıyan düzyazı ürünlerini de kapsamaktadır. Bkz. Lyrisme.

Liscio:

Kayıcı, kaydırıcı.

Listesso tempo:

Aynı tempoda, aynı hızda.

Litanie:

Uzun bir ardış ile meydana getirilen dua.

Liturgie:

Belli bir kilisenin ibadeti.

\ Livaneli, Zülfü:

Türk özgün küğ sanatçısı, politikacı, yazar ve yönetmen Zülfü Livaneli 20 Haziran 1946 tarihinde Konya’nın Ilgın kazasında doğmuştur. Tam adı Ömer Zülfü Livanelioğlu’dur. Aslen Artvin Yusufelili’dir. “Ankara Maarif Koleji” (TED) mezunudur. Daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’nde “Fairfax Konservatuvarı”nı bitirmiştir. Zülfü Livanelioğlu bağlama çalmayı teyzesi Nazmiye (Türeli) Yücel’in eşi olan eniştesi Turhan Yücel’den Ilgın’da yaşadığı yıllarda ve yaz tatillerinde öğrenmiştir. Zülfü Livaneli küğü ile birçok ulusal ve uluslararası ödül aldı ve yaratıları Joan Baez, Maria Farandouri, Maria del Mar Bonet, Leman Sam gibi onlarca yerli ve yabancı sanatçı tarafından yorumlandı. Kültür, sanat ve politika alanında Türkiye’nin önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, sanat yaşamı boyunca 300’e yakın bağdaya ve 30 film küğüne imzasını attı. Türkiye’den ansızın ayrılarak İsveç’e giden ve sürgün yıllarında bulaşıkçıklık dahil muhtelif işlerde çalışan Livaneli’nin en büyük arzusu Türkiye’de suçlanan kişilerin uğrak yeri haline gelen İsveç’te bulunan ünlü yazar, gazeteci veya şairlerle karşılaşabilmekti. Bugüne kadar üç uzun metrajlı film yönetti: “Yer Demir Gök Bakır”, “Sis” ve “Şahmaran”. “Valencia Film Festivali”nde “Altın Palmiye” ve 1989’da “Montpelier Film Festivali”nde “Altın Antigone” ödülüne layık görüldü. “Sis”, “En iyi Avrupa Film Ödülü”ne aday gösterildi. Sanatçının filmleri Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, İsviçre, ve Japonya’da gösterime girdi ve BBC, WDR, İspanya, Kanada ve Japon televizyonları gibi birçok televizyon şirketine satıldı. Ekim 1986’da Cengiz Aytmatov’un daveti üzerine Federico Major, Yaşar Kemal, Arthur Miller ve diğer ünlü sanatçı ve düşünürlerin katıldığı Kırgızistan ve daha sonra Wengen, Granada ve Mexico City’de toplanan “Issyk-Kul Forumu”nda yer aldı. Livaneli; Elia Kazan, Jack Lang, Vanessa Redgrave, Arthur Miller, Mikhail Gorbaçov gibi ünlü kişilerle birlikte dünya kültürünün ilerlemesi ve dünya sanatlarının gelişmesine katkıda bulunmak üzere çalışmalarda bulundu. 1996 yılında merkezi Paris’te bulunan “Unesco” (Birleşmiş Milletler Eğitim Kültür Bilim Kurulu) tarafından büyükelçilik verilen sanatçı Livaneli, 1978 yılında yaptığı “Nazım Türküsü” adlı albümde Nazım Hikmet’in şiirlerinden bestelediği şarkıları bir araya getirdi. “Arafatta Bir Çocuk”, “Geçmişten Geleceğe Türküler”, “Sis”, “Orta Zekalılar Cenneti”, “Diktatör ile Palyaço”, “Sosyalizm Öldü mü”, “Engereğin Gözündeki Kamaşma”, “Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm”, “Mutluluk” ve “Leyla’nın Evi” kitaplarının yazarı olan Livaneli halen “Vatan Gazetesi”nde köşe yazarlığına devam etmektedir. Sanatçı uluslararası kültür çevrelerinde tanınmakta ve saygı görmektedir. Zülfü Livaneli’nin kızı Aylin Livaneli eğitimi ve yaptığı pek çok işten sonra küğ ile ilgilenmiş, 5 albüme imza atmıştır. Küğe ara veren Aylin Livaneli şu an yurt dışında ekonomi üzerine eğitim almaktadır. Yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır. Zülfü Livaneli’nin 19 Mayıs 1997 tarihinde “Ankara Hipodrom Meydanı”nda verdiği dinletiye yaklaşık 500.000 kişi katılmıştır.

Lizenza:

Serbestçe.




Son Güncelleme:18.11.2017 20.17
Toplam Ziyaret:1311761
Online Ziyaretçi Sayısı:3
Bugünlük Ziyaret :162

Bu Site En İyi Firefox,Chrome,Safari'de ve 1024x768 Çözünürlüğünde Görünür.