Küçük Mücennep:

(Ar.) Türk musikisinde beş koma değerindeki aralık.

Küçük(lü) Dizi Kalıbı:

Küçük(lü) dizi kalıbı, büyük(lü) dizi kalıbından tam anlamıyla farklıdır. Küçük(lü) tabir edilen aşıtlarda belirleyici olan unsur ilk üçlünün (dizinin eksen sesi ile üçüncü derecede yer alan ses) küçük olmasıdır. Buna göre düzenlenen herhangi bir dizi küçük(lü), (alışılmış söyleme şekliyle minör) dizi oluşturur. Büyük(lü), yani majör dizinin kalıbı tek olup, hiç değişmez. Halbuki küçük(lü) dizi kalıbı için durum böyle değildir. “Küçüklü” dizinin değişik çeşitleri vardır. Bunlar doğal küçük(lü) dizisi, armonik küçük(lü) dizisi ve ezgisel küçük(lü) dizisi olarak üç farklı kalıp gösterirler. (Başka bir ifade ile doğal minör dizisi, armonik minör dizisi ve ezgi -melodik- minörü dizisi). Ancak şunu özellikle belirtelim ki, hangi küçük(lü) dizi cinsinden olursa olsun, ilk beş ses arasındaki aralık düzeni küçük(lü) dizilerin hepsinde aynıdır. Yani değişmeyen kısım “B2+k2+B2+B2 olup değişen kısım geriye kalan kesimdir. Bkz. Minör Dizi Kalıbı. Doğal Küçük(lü) Dizisi, Armonik Küçük(lü) Dizisi, Ezgisel Küçük(lü) Dizisi, Melodik Minör Dizisi.

\ Küçükayvaz, Erdem:

4 Şubat 1994 tarihinde Uşak’ta doğdu. İlköğretimini “Uşak Atatürk İlköğretim Okulu”nda, lise öğrenimini ise 2012 yılında “Uşak Merkez Güzel Sanatlar Lisesi”nde tamamladı. Aynı yıl “Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü Piyano Anasanat Dalı”nı kazanarak Fakı Can Yürük’ün piyano öğrencisi oldu. Birçok dinleti ve festivallerde yer alan Küçükayvaz 2015-2016 eğitim döneminde adı geçen okulun dördüncü sınıf öğrencisi olup halen eğitimini sürdürmektedir.

Küğ Bilimi'nin Dalları:

1. Küğ Tarihi

Küğ yazımı bilgisi,

Küğ kuramları ve tarihi,

Küğ terimleri ve işaretleri (simgeleri) bilgisi,

Çalgı bilgisi,

Küğsel resimlere ilişkin bilgiler

2. Seslendirme Becerisi

3. Dizgesel Küğ Bilimi

Akustik,

Canlıların ve çalgı seslerinin fiziği,

Stüdyo akustiği,

Ses alma ve yayınlama,

Ses grafikleri ve ses ölçümleri,

Küğsel duyum ve küğsel gözlem fizyolojisi

Ses, çalgı çalma ve işitme fizyolojisi

İşitme psikolojisi

Küğ psikolojisi

Küğ felsefesi

Küğ sosyolojisi

4. Küğ halk bilimi

5. Uygulamalı Küğ Bilimi

Küğ pedagojisi

Küğ eleştirisi

6. Küğ Teknolojisi

Küğ Hakkında Söylenmiş Özlü ve Güzel Sözler:

Pitagoras: Küğü biz yaratmadık, biz küğü keşfettik.

Küğ ile Tedavi:

“Müzikoterapi” veya “Küğ ile Tedavi” son zamanlarda sıklıkla ele alınan bir konu olmaya başlamıştır. Bu alan tıp biliminde halen araştırılan karmaşık konular içerisinde yer almaktadır. Küğün özellikle ruhsal sağaltımda kullanılması giderek yaygınlaşmaktadır. Ancak bir noktada yanlış anlaşılmayı engellemekte yarar bulunmaktadır; sağaltım olayının salt küğ kullanılarak başarılabileceğini düşünmemek gerekir. Küğ ile birlikte çağdaş tıbbın tüm olanakları kullanılmalı ve küğ ile tedavi konusunda araştırmalara devam edilmelidir. Örneğin küğ terapisi salt makamların insan bedenine ve beynine etkilerini inceleyen bir bilim dalı değildir. Türk kültüründe önemli bir yer edinmiş olan makamların yaptığı etkilerle ilgili ilk bilgilere Farabi’de rastlıyoruz. Farabi’ye göre Türk küğündeki makamların bellibaşlılarından olan rast makamı neşe ve huzur, rehavi makamı sonsuzluk düşüncesi, kuçek makamı hüzün ve elem, büzürk makamı korku, ısfahan makamı güven duygusu ve hareket yeteneği, neva makamı ferahlık duygusu, uş(ş)ak makamı mutluluk ve gülme isteği, zirgüle makamı uyku, saba makamı cesaret ve güç, buselik makamı kuvvet, hüseyni makamı rahatlık ve sakinlik, hicaz makamı ise kalenderlik ve alçak gönüllülük hisleri aşılamaktadır. Yine Farabi’ye göre geleneksel küğümüzde kullanılan bu makamların etkili oldukları zaman dilimleri farklılıklar göstermektedir. Rehavi makamı yalancı sabah vaktinde, hüseyni makamı sabah, rast makamı güneş iki mızrak boyuna ulaştığında (güneşin gökte yükselmesinin geldiği noktanın mızrak boyu olarak ifade edilmesi güneşin doğuşundan itibaren ne kadar süre geçtiğini belirtir. Güneşin iki mızrak boyu yükselmesi ise eğer güneş saat 06.00’da doğuyorsa tahminen 08.30 civarlarına karşılık gelir), buselik makamı kuşluk vaktinde (günün sabahla öğle arasındaki bölümü, güneşin doğması ve sabah namazı vaktiyle ilgisi olmayıp kerahet vaktinin sona ermesiyle başlar; tahminen 09.00 ile 10.00 saatleri arasına denk gelir./Kerahet vakti ise hem güneşin batışından yarım saat-kırkbeş dakika öncesi ile batışı arasındaki zaman, hem de doğuşundan önceki yarım saat-kırkbeş dakika öncesi ile doğuşu arasındaki zaman), zirgüle makamı öğleye doğru, uş(ş)ak makamı öğle vakti, hicaz makamı ikindi vakti, ırak makamı akşam üstü, ısfahan makamı gün batarken, neva makamı akşam vakti, büzürk makamı yatsıdan sonra ve zirefkend makamı uyku vakti etkilidir. Küğ ile tedavi konusu ile ilgilenen diğer isimler arasında Gevrekzade Hasan Efendi ve Şuuri Hasan Efendi gibi bazı Osmanlı hekimlerini de görmekteyiz. Küğ ile tedavi alanında hiçbir makam ya da ton, hiçbir tür ve hiçbir düzümsel yapının mutlak bir psikolojik ve fiziksel etkiye sahip olmadığı konusunun altını çizmek gerekmektedir. Beyin ve bedenle düzümsel yapının ve ezgisel gidişin etkileşimini ortaya koyan bilimsel araştırmalar devam etmekte ve tedaviye ancak yardımcı olabilmektedir. Küğ ile sağaltımın salt küğ dinletilerek uygulanan bir yöntem olarak algılanmasının önüne geçilmelidir. Çalgı çalma, ırlama, kırınma gibi etkin küğsel uğraşların kullanılması da yöntem olarak sağaltıma katkıda bulunmaktadır. Bu çeşit çalışmalara örnek vermek gerekirse: Üflemeli çalgı öğretimi dilsel beceriler açısından eksikleri olan deneklerde yardımcı bir unsurdur, ancak bunun okul eğitiminde kullanılan bilindik çalgı eğitimi yöntemlerinden farklılık göstermesi gerekmektedir. Bu yaklaşımda farklılık amacın çalgı öğretmek değil, çalgı çalmayı öğrenen bireyin becerilerinin geliştirilmesidir. Böyle bir tedavi yönteminin uygulamasını yapabilmek için salt küğcü ya da salt psikolog olmak yetmemekte, çoğu kez iki alandan uzmanların birlikte çalışmaları sonuca ulaşmayı sağlamaktadır. Bunun dışında küğsel etkinlikleri sağaltım amacı ile kullanmada yeterliliğe sahip olmak, yani bir müzikoterapi eğitiminden geçmiş olmak asgari koşuldur. Dolayısıyla gelişmiş ülkelerde olduğu gibi küğ ile sağaltım konusunu öğreten okullar açılması sağlanmalıdır.

 

Küğ Nedir?:

"Küğ nedir?" sorusuna çok sayıda farklı yanıt vermek olanaklıdır. Bunlardan en bilindik olanı herkesin duyduğu şu tanımdır: “Küğ; kelimeler ile anlatılması olanaklı olmayan duygu ve heyecanlarımızı, bu duygu ve heyecanları sezdirecek, duyuracak şekilde düzenlenmiş sesler yolu ile başkalarına yansıtma sanatıdır.” Bu tanıma göre; duygu ve düşüncelerimizi, heyecanlarımızı belirtmek için sesleri kullanıyoruz. Konuşma dilinde de sesleri kullandığımıza göre “konuşma dili” ile “küğ dili” arasında bir bağ bulunduğunu söyleyebiliriz. Çünkü, her ikisi de ses temeline dayanmaktadır. (Bkz.: Müzik Nedir? ve “Ses Nedir?”)

Küğ Yazısı:

Günlük dilde kullanılan cümleleri oluşturmak için kullandığımız kelimeleri en küçük yapı taşı olan harfleri değişik şekillerde ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak farklı sıralamalar yaparak oluştururuz. Kısacası, alfabenin harfleri değişik düzenlerde bir araya getirilerek kelimeler meydana getirilmektedir. Kelimeleri oluşturan harflerin sayısı her dilde farklıdır. Örneğin, “Atatürk dönemi Türkçesi”nin harfleri toplam 29 adet idi. Fransız dilini yazmak için ise 26 harf yeterli olmaktadır. Küğ dilinin harfleri de ülkelere göre farklılıklar göstermektedir.  Örneğin uluslararası çoksesli sanat küğünün yazımı için 12 nota yeterli iken“Geleneksel Türk Sanat Musikisi”ni yazmak için kimilerine göre 24, kimilerine göre 48 nota kullanmak gerekmektedir. Pentatonik küğ dilinde ise yalnızca beş ses yeterli olabilmektedir. Küğ yazısının harfleri dediğimiz seslerin her birinin farklı isim taşıdığını belirtmek yararlı olacaktır. Ancak uluslararası çoksesli sanat küğünün yazımında kullanılan 12 sesin yalnızca yedisine özel bir isim verilmiş ve geriye kalan beş tanesi de bu yedi ana isme bağlı kılınmıştır. Bu yedi ana sese verilen isimler şunlardır: Do, Re, Mi, Fa, Sol, La, Si. Kuzey Avrupa ülkelerinin bazıları ile ABD ve Kanada gibi ülkelerde bu yedi ana ses sırasıyla C, D, E, F, G, A, B isimlerini alırlar. (Bkz. Dizek, Porte)




Son Güncelleme:21.07.2017 08.28
Toplam Ziyaret:1214334
Online Ziyaretçi Sayısı:11
Bugünlük Ziyaret :203

Bu Site En İyi Firefox,Chrome,Safari'de ve 1024x768 Çözünürlüğünde Görünür.