\ Türk Dünyası Müzik Topluluğu:

“Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü”ne bağlı bir kuruluş olan “Türk Dünyası Müzik Topluluğu” sanatçı Ali Özaydın’ın çalışmaları ile 17 Nisan 2000 tarihinde resmen kurulmuş ve “Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü” bünyesindeki yerini almıştır. Kurulduğu günden bu yana sanat yönetmenliği görevini yürüten İrfan Gürdal’ın ayrılmasıyla Fatih Erenler’in sanat yönetmenliğinde çalışmalarını yürüten topluluk, yeryüzünde Türkçe konuşulan tüm bölgelerin geleneksel küğlerinin yurt içi ve yurt dışında tanıtımını kendisine amaç edinmiştir. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Tataristan, Kırım, Başkortostan, Çuvaşistan, Karaçay, Hakasya, Tuva, Saha–Yakutistan, Gagauzya, Bosna–Hersek, Kosova, Makedonya, Uygur geleneksel küğ örneklerini tarih içindeki seyri ile inceleyen, alan araştırmaları ve derlemeler yapan, notaya alan ve bunları arşivleyen “Türk Dünyası Müzik Topluluğu” birikimlerini periyodik dinletiler, TV ve radyo programları, albümler, yurtiçi ve yurt dışı dinletiler gibi etkinliklerle kamuoyuna sunmaktadır. Türk dünyasının ortak kültürel değerleri içerisinde çok önemli yer tutan geleneksel küğün popüler küğ kültürü içerisinde eriyip yok olmadan korunmasına ve yaşatılmasına gayret gösteren topluluk, yöresel küğ edimlerindeki üslup ve lehçeyi tahrip etmeden yansıtırken, orkestralama ve stili ile de çağdaş bir çizgi yakalama yolunda çalışmaktadır. Bu çalışma Türk dünyasının zengin küğ kültürünü hem dünyaya hem de farklı coğrafyalarda yaşayan Türk toplumlarına tanıtma yolunda atılmış önemli bir adım olmaktadır. Topluluk sanatçıları, gerektiğinde klasıl Türk halk çalgılarının yanı sıra dombıra, dutar, kılkopuz, simkopuz, rübap, tar, garmon, giccak, morin-huur, igil, santur, bızançi, cetigen, sıbızgı, şan kopuz, çeng gibi Orta Asya çalgılarını da icra etmektedir. Bu çalgıların birçoğu topluluğun kurucusu olan Ali Özaydın’ın yıllar önce faaliyete geçirdiği ve bugün topluluk bünyesinde yer alan çalgı yapım atölyesinde imal edilmektedir. Topluluğun müdürlüğünü halen Ali Özaydın sürdürmektedir.

Türk Halk Küğü (Halk Müziği):

Türk folklorunun bir dalıdır. Türk halkı arasında yaşayan ve yaratıcıları genellikle bilinmeyen, bu nedenle de tümüyle halkın malı olmuş küğsel verilerdir. En önemli nitelikleri toplumun malı oluşları ve dolayısıyla o toplumun duygularını taşımalarıdır. Halk ezgileri, kaynaklarının böyle bir özellik taşıması nedeniyle -her eser gibi kişisel olsalar da- zamanla yaratıcılarının unutulmaları ile halkın malı olurlar. Farklı kişilerin ve genelde toplumun dilinde dolaşarak ilk yaradılışlarındaki bireyselliklerini yitirirler ve şekil, hatta konu dahi değiştirirler. Buna “folklorik oluşum” ya da “anonimleşme” (anonim olma) denilir. “Folklorik oluşum” evresini tamamlayan halk ezgilerimiz “Türk Halk Küğü”nü meydana getirirler. Bkz. Anonim. Anonim Olma. Anonimleşme. Folklorik oluşum.

Türk Küğü Türleri:

Türk küğü, iki ana başlık altında kümelenmektedir. Bunlardan birincisi “Türk Dünyasal Küğü” ve diğeri de “Türk İnançsal Küğü” olarak isimlendirilmektedir. Bu her iki ana başlığa ait olan alt türler elbette bulunmaktadır. “Türk Dünyasal Küğü” ana başlığı altında yer alan alt türleri sayacak olursak bunlar:
1. Türk Halk Küğü
2. Türk Sanat Küğü
3. Türk Askeri Küğü
     a. Türk Mehter Küğü
     b. Türk Bando Küğü
4. Türk Eğlence Küğü ve
5. Türk Çağdaş Küğü
şeklinde sıralanabilir.
“Türk İnançsal Küğü” ise bellibaşlı iki alt türde incelenebilir:
1. Türk Cami Küğü ve
2. Türk Tasavvuf Küğü
     a. Türk Tasavvufi Sanat Küğü
     b. Türk Tasavvufi Halk Küğü.

                                                    Türk Küğü Türleri
                _____________________________________________
               ↓                                                                                        ↓
Türk Dünyasal Küğü                                                            Türk İnançsal Küğ
               ↓                                                                                       ↓
1. Türk Halk Küğü                                                                 1. Türk Cami Küğü
2. Türk Sanat Küğü                                                               2. Türk Tasavvuf Küğü
3. Türk Askeri Küğü                                                                   a. Türk Tasavvufi Sanat Küğü
     a. Türk Mehter Küğü                                                             b. Türk Tasavvufi Halk Küğü
     b. Türk Bando Küğü
4. Türk Eğlence Küğü ve
5. Türk Çağdaş Küğü

Türk Marşı:

Mozart en güzel yaratılarından birini bir Türk için bağdamıştır. Öyküye göre babası Mozart’ı daha çocuk yaşında oradan oraya sürükleyip dinletilere çıkarırken bir ormanda yolları kesilir. Yol kesenlerden biri Türk’tür. Bu Türk Mozart’ın sanatçı olduğunu öğrenince arkadaşlarının önüne geçer ve Mozart’ı kurtarır. Bu olay üzerine Mozart “Türk Marşı”nı bağdamıştır.

\ Türk-Yunan Müzik Dostluğu İkilisi:

"Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı" müdürü ve "Opera Anasanat Dalı" başkanı bariton Mesut İktu ile Yunanistan'dan "Selanik Devlet Konservatuvarı Piyano Anasanat Dalı" başkanı Zoe Samsaralou'nun birlikte oluşturdukları "Türk-Yunan Müzik Dostluğu İkilisi" uluslararası bağdarlar ile Türk ve Yunanlı bağdarların yaratılarının yer aldığı izlenceler sunmaktadırlar. Böyle bir izlence ile sunulan dinletilerden birisi de 29 Nisan 2009 Çarşamba günü 20.30'da Yunanistan'ın başkenti Atina'daki pek tanınmış "Parnassoss Dinleti Salonu"nda yapılan bir "Şan-Piyano Dinletisi" idi. Büyük ilgi ile karşılanan dinletide sanatçılar sahneye defalarca davet edilerek üç ayrı eser daha seslendirdi. İkili daha önce de "Türk-Yunan Müzik Dostluğu" çerçevesinde İstanbul, İzmir ve Selanik'de dinletiler vererek büyük beğeni toplamıştı.

Türkçe Ezan:

Ziya Gökalp’in 1918 yılında yayınlamış olduğu “Yeni Hayat” adlı şiir kitabında yer alan “Vatan” şiirinin girişi şöyledir:
Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur,
Köylü anlar manasını namazdaki duanın,
Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur’an okunur,
Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Huda’nın,
Ey Türkoğlu işte senin orasıdır vatanın.
Atatürk 1932 yılında Türkçe ezan okunmasının dini açıdan geçerli olup olmadığını tartıştırmış ve Türkçe ezanın caiz olduğunu belirlemiştir. Büyük lider bunun üzerine çok cesur bir karar daha almıştır. Verdiği talimat üzerine 23 Ocak 1932 günü “Riyaset-i Cumhur İncesaz Heyeti” şefi Binbaşı Hafız Yaşar (Okur), İstanbul Karaköy’deki “Yeraltı Camii”nde Cuma namazından sonra ilk kez “Yasin Suresi”ni önce Arapça, sonra Türkçe okumuştur. Yer yerinden oynamıştır, ancak hükümet en ufak bir zaaf göstermemiş, uygulama sürdürülmüştür. Aradan sadece 10 gün kadar geçmiş, Kadir gecesi olan 3 Şubat 1932 günü “Ayasofya”da yatsı namazından sonra aralarında birçok tanınmış hafızın bulunduğu “Mevlidhan Heyeti” Türkçe olarak önce Mevlid ve arkasından Kur’an okumuşlardır. Radyodan yapılan canlı yayın bütün ülkede büyük yankı yapmıştır. Ankara’da “Atatürk Heykeli”nin yanına monte edilen hoparlörden halka da dinletilen bu yayını Ankaralılar kar altında dinlemişlerdir. Türkçe Kur’an farklı İslam ülkelerinden değişik tepkiler almıştır. Kimi çevreler bunu “dinsizlik” olarak değerlendirirken bazıları da olumlu karşılamıştır. İki gün sonra, 5 Şubat 1932 tarihinde “Süleymaniye Camii”nde ilk Türkçe “hutbe” okunmuştur. Bunun üzerine içlerinde Hafız Burhan, Sadettin Kaynak, Hafız Nuri gibi dönemin önemli hafızlarının bulunduğu bir komisyon kurularak ezanın Türkçe çevirileri yapılmış, hangisinin ahenginin daha uygun olduğu araştırılmıştır. Bu tartışmalar ışığında kabul edilen metin aşağıda yer almaktadır:
Tanrı uludur;
Şüphesiz bilirim, bildiririm;
Tanrı’dan başka yoktur tapacak.
Şüphesiz bilirim, bildiririm;
Tanrı’nın elçisidir Muhammed.
Haydin namaza, haydin felaha,
Namaz uykudan hayırlıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı 18 Temmuz 1932 tarihinde yayınladığı bir genelge ile bu metni bütün camilere bildirmiş ve ezan Türkçe okunmaya başlanmıştır. Ancak bu uygulama yalnızca onsekiz yıl sürebilmiştir. 14 Mayıs 1950 tarihinde gerçekleştirilen genel seçimler sonucunda “Demokrat Parti” iktidara gelmiş ve Adnan Menderes’in kurduğu hükümet 2 Haziran 1950 tarihinde güvenoyu almıştır. Güvenoyu alma tarihinden sadece ondört gün sonra, yani 16 Haziran 1950 tarihinde ezanın Arapça okunması serbest bırakılmıştır. Burada önemli olan nokta ezanın Türkçe okunmasının yasaklanmamış, Arapça ezan okumanın serbest bırakılmış olmasıdır. Ancak günümüzde Türkçe ezan okunmasını talep etmek bile bir cesaret işidir. “Dinde zorlama olmaması” hükmüne karşın “Demokrat Parti Hükümeti”nin ilk iş olarak ezan konusuna el atması ilginç bir noktadır. Eğer kulaklar kadar beyinler de Türkçe ezana biraz daha alışsaydı arkasından “Neden ana dilimizde ibadet etmiyoruz ya da neden kutsal kitabımızı ana dilimizde okumuyoruz?” şeklindeki tepkilerin güçlü bir şekilde gelmesinden korkulmuştu.

\ Türker, Bahar:

1994 yılında Ankara'da doğdu. Klasik gitar çalışmalarına 2004 yılında "Bilkent Üniversitesi"nde başladı. Verdiği birçok okul dinletisinin yanısıra birinci ve ikinci "Türkiye Gitar Buluşmaları"nda yalkın resital ve "Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrası" ve "Eskişehir Belediye Senfoni Orkestrası" eşliğinde yalkıcı olarak dinletiler verdi. Aniello Desidero, Marco Socias, William Kanengiser, Roland Dyens, Dale Kavanagh, David Russel ve daha birçok gitar ustasının verdiği ustalık derslerine katıldı. "I. Uluslararası İnönü Üniversitesi Gitar Günleri" içinde yer alan "Ulusal Gitar Yarışması"nda özel ödül olarak festival direktörü George Schmitzs tarafından "XVI. Uluslararası Koblenz Gitar Festivali"ne tam burslu olarak davet edildi. Davet edildiği "Koblenz Gitar Akademisi"nde yine burslu olarak Hubert Kappel ile de çalışmalarını sürdüren Bahar Türker eğitimine halen "Bilkent Üniversitesi" lise birinci sınıf öğrencisi olarak Kağan Korad ile devam etmektedir.

\ Türkmen, Uğur:

1971 yılında Kütahya’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Kütahya’da tamamladı. 1993 yılında “Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği Bölümü”nü bitirdi. 1993 yılında “Niğde Üniversitesi”nde küğ okutmanı olarak göreve başladı. 1996 yılında “Selçuk Üniversitesi”nden “Bilim Uzmanlığı”,  2005 yılında ise “Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Müzik Anabilim Dalı”ndan “Doktora” aldı. 2000 yılında üniversitedeki görevinden istifa etti. 2001 yılında Kütahya iline öğretmen olarak atandı ve “Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi”nde görevlendirildi. 2006 yılında “Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı”nda yardımcı doçent olarak göreve başladı. 2010 yılında doçent oldu.Halen “Müzik Bölümü Müzik Anasanat Dalı” başkanı ve konservatuvar müdürü olarak görevini sürdüren Türkmen evli ve üç çocuk babasıdır. Üzerine aldığı dersler arasında şunlar bulunmaktadır: “Müzikte Pedagojik Metotlar”, “Çalgı Pedagojisi”, “Araştırma Yöntemleri”, “Sistematik Müzikoloji Çalışmaları”, “Türk Müziğinde Çokseslilik Uygulamaları”.Yayınları: Küğ eğitimi ve küğbilim alanlarında ulusal ve uluslararası bilimsel toplantılarda bildiriler, mesleki ve hakemli dergilerde makaleler, “müzik eğitimi, oda müziği-orkestra, çocuk şarkıları” alanlarında kitaplar...

Türkmenistan (Uluslararası) Çocuk Festivali:

Türkmenistan “Uluslararası Çocuk Festivali” Türkmenistan “Eğitim” ve “Kültür” Bakanlıkları tarafından ortaklaşa düzenlenmektedir. Bu festivale başta Türkiye olmak üzere Rusya, Çin, ABD, Almanya, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Hindistan, Romanya, Güney Kore, Polonya, Beyaz Rusya, Ukrayna, İran, Afganistan, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan, Tacikistan, Kırgızistan ve Ermenistan gibi ülkelerden çocuklar katılmaktadır. Ev sahibi Türkmenistan ise sayısal olarak en kalabalık grubu oluşturmakta ve ülke genelinde yapılan ön elemeler sonucunda seçilen çocuklarla temsil edilmektedir. 2008 yılında üçüncüsü gerçekleştirilen “Uluslararası Çocuk Festivali” başkent Aşkabat'ta yapılan açılış töreni ile başladı. 7 Ağustos 2008 tarihine dek süren ‘Altın Asrın Altın Nesilleri’ isimli bu etkinliğe 21 ülkeden 500’e yakın çocuk katıldı. Festivalin dostluk ve kardeşlik şenliğine dönüşmesi arzu edilmektedir. Çeşitli ülkelerden gelen çocuklar seslendirdikleri şarkılar ve ulusal folklor oyunları ile izleyicileri coşturmaktadırlar. Çocuk tatil merkezlerinde ağırlanan çocuklar Türkmenistan’ı gezerek çeşitli dinletiler vermekte, kapanış dinletisi sonrası festivalde dereceye giren ülkelere çeşitli hediyeler sunulmaktadır. Türkmenistan’da bu festivalin ilki 2006 yılında Hazar Denizi kıyısındaki Türkmenbaşı kentinde yapılmıştı.

\ Türkmenoğlu, Ömer:

Tenor Ömer Türkmenoğlu 1975’te Erbil/Kuzey Irak’ta doğdu. Küğsel eğitimine Erbil’deki "Kültür Merkezi"nde başladı. 1995 yılında “Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Şan Sanat Dalı”na girdi. Aynı yıl “Ankara Radyosu Türk Halk Müziği Ses Yarışması”nda birinci oldu. 1996 yılında “TRT Televizyonu”nun düzenlediği “Türk Halk Müziği Ses Yarışması”nda Türkiye birincisi oldu. 2000’de Azerbaycan/Bakü’de düzenlenen “2. Uluslararası Bülbül Opera Yarışması”nda dördüncülük ödülü kazandı. “Bilkent Senfoni Orkestrası” ve “Bilkent Oda Müziği Orkestrası”yla çok sayıda dinleti verdi. “Türksoy Opera Günleri”nde “Mersin Devlet Opera ve Balesi Orkestrası”yla dinletiler verdi. Ünlü tenor Placido Domingo adına her yıl düzenlenen “Operalia Yarışması”nda dünya çapında seçilen 40 sanatçı arasına girdi. Birçok hocayla çalıştı, ustalık kurslarına katıldı; çalıştığı öğretmenler arasında Katia Riceralli, Mirella Freni, Maria Bieflu, Mauro Trombetta, Alessandro Calamai, Sergio Bertocchi bulunmaktadır. Türkmenoğlu İtalya, İspanya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde birçok dinleti verdi. Halen şan eğitimine “Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi”nde sanatta yeterlik düzeyinde Deva Çolakoğlu ile devam etmektedir. Sanatçı ayrıca “Ankara Devlet Opera ve Balesi” kurumunun bir sanatçısıdır.

\ Tüzün, Burak:

1970 yılında Ankara’da doğdu. 1982 yılında “Ankara Devlet Konservatuvarı Keman Bölümü”ne kabul edilerek Semra Bayraktar’ın keman sınıfında başladığı öğrenimini, 1992 yılında Server Ganiev’in keman sınıfından lisans derecesini alarak tamamladı. Aynı yıl “Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı”na sanatçı öğretim elemanı olarak kabul edildi. Alfred Mişurin ile orkestra şefliği, Sami Hatipoğlu ile armoni ve kontrpuan çalıştı. 1996 yılında “Tchaikovsky Moskova Devlet Konservatuvarı Opera ve Senfoni Şefliği Bölümü”ne kabul edildi. “Anadolu Üniversitesi” tarafından gönderildiği “Moskova Konservatuvarı”ndaki altı yıllık öğrenimi boyunca Rusya Devlet Sanatçısı Leonid Nikolaev’in şeflik sınıfında lisansüstü derecelerini aldı. Margarita Karatıgina yönetiminde de müzikoloji alanında bilimsel doktora çalışmalarını tamamladı. Bilimsel doktora çalışmaları süresince “Eczacıbaşı Müzik Vakfı” tarafından desteklendi. “Anadolu Üniversitesi Senfoni Orkestrası”nın şefliğini ve genel müzik direktörlüğünü yapmakta olan Tüzün, konuk şef olarak “Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası” ve “Devlet Senfoni Orkestraları” ile konserlerini sürdürmektedir.




Son Güncelleme:21.08.2017 03.02
Toplam Ziyaret:1236627
Online Ziyaretçi Sayısı:10
Bugünlük Ziyaret :258

Bu Site En İyi Firefox,Chrome,Safari'de ve 1024x768 Çözünürlüğünde Görünür.